Kitap Yorumları
Yıldırım Aktugan
0
Zamanı sınırlı olup çok kitap okuması gerekenler için kitapların ana fikirlerini yorumlayan bir podcast serisi. Kitapların konusu ilginizi çekerse satın alıp okuyabilirsiniz.
Episoder
-
Zülfü Livaneli Serenad 09.06.2026 17minII. Dünya Savaşı sırasında batırılan bir mülteci gemisinin hikâyesine dayanan bu etkileyici romanda, Almanyadoğumlu yaşlı bir profesör, sevgili karısını en son gördüğü yeri ziyaret etmek için Amerika’dan İstanbul’a gelir.Maya Duran, İstanbul Üniversitesi’ndeki zorlu işi ile genç bir oğul yetiştirmenin zorluklarını dengelemeyeçalışan bekar bir annedir. Maya, üniversitenin daveti üzerine gelen Prof. Maximilian Wagner’i ağırlamaklagörevlendirilir. Başta, etrafında gelişen olaylara ve Profesör’e karşı kayıtsız görünse de altmış yıllık buesrarengiz hikâye sayesinde kendi kökleriyle ilgili üstü kapatılan pek çok karanlık gerçeği yavaş yavaş öğrenir.Yaklaşık 800 Yahudi mültecinin kendilerini Filistin’e taşıyan geminin Türkiye kıyılarında torpidolanması sonucuhayatını kaybettiği 1942 Struma felaketinden esinlenen Serenad, hem dokunaklı bir aşk hikâyesi hem de krizdekiinsan ilişkilerinin gücünün unutulmaz bir anlatısı.
-
Hasta Toplumlar Robert Edgerton 08.06.2026 20minRobert B. Edgerton’un Hasta Toplumlar adlı eseri, antropolojide kökleşmiş olan kültürel görecilik ve her geleneğin adaptif (uyumlu) olduğu inancına karşı güçlü bir meydan okuma sunmaktadır. Yazar, geleneksel veya ilkel toplumların modern dünyadan daha huzurlu ve kusursuz olduğu yönündeki romantik efsaneleri bilimsel kanıtlarla çürütmektedir. Metne göre birçok toplum, üyelerinin sağlığını, refahını ve hayatta kalma şansını ciddi şekilde tehlikeye atan, mantıksız ve zarar verici inançlar ile uygulamaları nesiller boyu sürdürebilmektedir. Kitapta sunulan Siriono, Ik ve Duddie's Branch gibi örnekler aracılığıyla, bazı kültürel yapıların fonksiyonel bir yarar sağlamaktan ziyade, toplumsal çöküşe veya bireysel acılara yol açan maladaptif (uyumsuz) özellikler taşıyabileceği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak eser, bir toplumun sadece varlığını sürdürüyor olmasının onun sağlıklı olduğu anlamına gelmediğini, evrensel insani değerler ışığında kültürel bir değerlendirme yapmanın gerekliliğini savunmaktadır.
-
Yakup Kadri Sodom ve Gomora 08.06.2026 19minRoman Mütareke dönemi İstanbulu’ndaki ahlaki çöküşü ve işgalin yarattığı toplumsal tahribatı ele almaktadır. Eser, İngiliz subayı Captain Gerald Jackson Read ile Türk kızı Leylâ arasındaki yozlaşmış ilişkiyi ve bu durumun Leylâ’nın nişanlısı Necdet üzerindeki yıkıcı etkilerini betimlemektedir. Necdet, bir yandan derin bir milliyetçi öfke duyarken diğer yandan Leylâ’ya olan hastalıklı tutkusu nedeniyle haysiyeti ile duyguları arasında sıkışıp kalmaktadır. Metinde, işgalcilerle iş birliği yapan çevrelerin hedonist yaşam tarzı, Tevrat’taki günahkar şehirler benzetmesi üzerinden sert bir dille eleştirilmektedir. Yazar, Batı hayranlığının getirdiği kimlik kaybını ve işgal altındaki şehrin yaşadığı manevi çürümeyi bireysel karakterler üzerinden somutlaştırmaktadır. Nihayetinde bu kaynaklar, vatanseverlik ve ihanet temalarını merkeze alarak bir dönemin toplumsal panoramasını yansıtmaktadır.
-
Zülfü Livaneli Son Ada 08.06.2026 24minSon Ada… Martılar, yasemin kokuları, çam ormanları, renk renk balıklar ve mutlu insanlarla dolu anakaraya uzak bir sığınak. En iyi korunan sır, yeryüzünün gizli cenneti. Bu son insani köşe, son sığınak nasıl kaybedildi? Geri kazanmak mümkün mü?Ünlü edebiyatçı Zülfü Livaneli’nin en politik romanı olan Son Ada, ismini bilmediğimiz bir adada yine ismini bilmediğimiz insanların ve bir diktatörün ekseninde yaşananları anlatıyor. Livaneli, Türkiye’den ve dünyadan tüm okurların aşina olduğu “diktatörlük” gerçeğine alegorik bir anlatımla dikkat çekiyor.
-
Zülfü Livaneli Mutluluk 08.06.2026 18minLivaneli, Mutluluk romanında da gelenek ve modernliğin çelişkisi içinde, her biri kendi mucizesini bekleyen, Meryem’in, Cemal’in ve İrfan’ın yollarını kesiştirirken; bastırılmışlık, töre, mutluluk, mutsuzluk, korku, tabular, şehvet ve bunalan burjuvazinin gölgesinde toplum yapısının tüm katmanlarını bu arayış ve keşfediş hikâyesiyle gözler önüne seriyor.
-
Zülfü Livaneli Konstantiniyye Oteli 08.06.2026 16minKonstantiniyye… İhtişamlı surlarının karanlık diplerinde cinayetler işlenen, otobanlarında siyasetçilerin suikastlara kurban gittiği, açlıktan çocukların dilendiği, gecekondularında kadınların sessiz sedasız öldürüldüğü, yalılarında yüzyıllık zenginliğin cömertçe seyre çıkarıldığı ve güzelliğiyle Divan şairlerine yüzlerce şehrengiz yazdıran, barok sanatından izler taşıyan şehirler şehri İstanbul.
-
Zülfü Livaneli Kaplanın Sırtında 08.06.2026 25minTahttan indirilişinin üzerinden bir asırdan uzun bir zaman geçmiş olan II. Abdülhamid’in yaşamının en ilginç evresi Livaneli’nin çağdaş anlatısıyla gün yüzüne çıkıyor. Devrik padişahın, ihtilalci fikirlerin filizlendiği Selanik şehrindeki günleri hem bir vicdan muhasebesi hem de yoğun bir psikolojik gelgit dalgası.Türk edebiyatının kuşak bağı Zülfü Livaneli, II. Abdülhamid’in tahtını kaybettikten sonra yaşadıklarına odaklanırken, okuru dönemin atmosferine ve düşünce yapısına yaklaştıran bir dil lezzetini, akıcı üslubuyla harmanlıyor. Tarih ile kurgunun iç içe geçtiği bu anlatıda II. Abdülhamid kaplanın sırtından iniyor ve tüm roman kahramanları gibi kendini savunmaya çalışıyor.
-
Zülfü Livaneli Huzursuzluk 08.06.2026 27minİstanbul’da gazetecilik yapan İbrahim, bir sabah, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölümünü haber masasında buluyor.İşte bu ölüm, İbrahim’i neredeyse tüm bağlarını kopardığı köklerine, Mardin’e doğru bir yolculuğa çıkarıyor veMeleknaz’la tanışmasını sağlıyor. İbrahim, ölmüş arkadaşının sevdasını devralır gibi Meleknaz’a âşık oluyor ve giderek Hüseyinleşiyor.Huzursuzluk, bir yandan Ortadoğu’nun en insafsız hallerini, savaşı, yokluğu, mülteci kamplarını ve kadındüşmanlığını gözler önüne seriyor; diğer yandan Mezopotamya topraklarının geçmişine ve bugününe empatik, sorgulayıcı bir bakış sunuyor. İnsan doğası üzerine destansı bir anlatı sunan Livaneli, asırlardır bu coğrafyada yaşayan halklara, tarihlere, inançlara ve hikâyelere ses veriyor.
-
Zülfü Livaneli Engereğin Gözü 08.06.2026 16minHarem-i Hümayun’dan taht oyunlarına açılan ve erk istencinin karanlık dehlizlerinde kaybolup insanı, insan doğasının en aşağılık yönleriyle yüzleştirirken bir umut ışığı yakmayı da ihmal etmeyen büyülü bir anlatı. Efendi – köle ilişkisine psikolojik bir bakış.
-
Zülfü Livaneli Edebiyat Mutluluktur 08.06.2026 30minEdebiyat Mutluluktur, ömrünü sanatsal üretime adayan ve çok sayıda dilde kendi okur kitlesini oluşturan Zülfü Livaneli’nin edebiyat dünyasına dair düşüncelerini paylaştığı denemelerden oluşuyor. Türkiye’den ve dünyadan farklı örnekleri odağına alarak sanat-toplum ilişkisini irdeliyor.
-
Zülfü Livaneli Bir Kedi Bir Adam Bir Ölüm 08.06.2026 26minTürkiye’den Stockholm’e iltica eden Sami, yaşadıklarının sorumlularından biri olan eski bakanlakaldığı hastanede tesadüfen bir araya geliyor. Bu karşılaşma, intikam ve affetme gibi temel psikolojikikilemleri tartışırken, cezalandırma ve yargılama gibi devlet mekanizmaları ekseninde ülkenin ahlakiiklimine de değiniyor.
-
Zülfü Livaneli Balıkçı ve Oğlu 08.06.2026 14minToplumsal konulara duyarlılığı ile tanınan edebiyatçı ve fikir adamı Zülfü Livaneli, bu kez Ege balıkçılarının ve hayal kurmaktan bile mahrum bırakılan göçmenlerin kaderine eğiliyor. Usta edebiyatçı Livaneli, Balıkçı ve Oğlu ile son yılların en can yakıcı ve büyük dramı “göçmenliği” balıkçı Mustafa, Mesude ve Samir bebek üzerinden anlatıyor. O güne dek sıcak evlerinde televizyondan izledikleri haberlerden aşina oldukları ölü insan bedenleri ve yarı ölü bir bebek evliliklerinin tam ortasına düşerek bir bomba etkisi yaratıyor; aile ilişkilerini bambaşka bir çehreye büründürüyor. Balıkçı ve Oğlu, Ege’nin tarihinden bugününe, balık çiftliklerine ve rant hırsıyla dağlara, kıyılara saldıran şirketlerin yarattığı ekolojik yıkıma dair çok şey söylüyor. Bunun ötesinde göçmenlerin bir bilinmeze doğru göze aldıkları yolculuğu, hayatta kalma çabalarını ya da ölümü; kısacası “deryaya yakın, dünyadan uzak” yaşamlarını odağına alıyor. Livaneli’nin belki de en şiirsel romanı olan Balıkçı ve Oğlu; aile, aşk, ebeveynlik, evlat, kadın dayanışması, dostluk, göç, doğa üzerine çağdaş bir epope. Zülfü Livaneli’nin, uzun bir aradan sonra yazdığı ve heyecanla beklenen yeni romanı Balıkçı ve Oğlu, ustalıkla seçilen tasvirlerle okurun zihninde capcanlı bir anlatı oluşturuyor.
-
Zülfü Livaneli Arafat’ta Bir Çocuk 08.06.2026 15min“Che Guevera’nın bir kitabından başladılar yakmaya. Kitap olduğu gibi atılsa yanmazdı. Önce kitabınkapağını yırtıyorlar, sonra beşer onar sayfa tutup, dikiş yerlerinden ayırıyorlardı. İpli olanları zor ayırdılar.”Arafat’ta Bir Çocuk 12 Mart Muhtırası’nın etkisi altında yazılan, birbirinden bağımsız sekiz hikâyedenoluşuyor. Bir kuşağın, ömrü boyunca izini taşıyacağı sürgün günlerini anlatıyor.Usta edebiyatçı Livaneli’nin kendi hayat deneyiminden damıtarak kaleme aldığı bu hikâyeler, sürgün hayatadair olağanüstü gözlem ve tasvirlerle örülüyor.Zülfü Livaneli, bu kez hayal kırıklığına uğramış, aldanmış, yalnız ve melankolik insanları anlatıyor.Karakterlerin travmaları ve iç hesaplaşmaları apaçık göz önüne seriliyor. Edebiyatın en eski temalarından olanve hâlâ güncelliğini koruyan sınırlar, gurbet ve mültecilik konularına odaklanıyor.İsim babalığını Yaşar Kemal’in yaptığı ve ilk kez 1978 yılında yayımlanan Arafat’ta Bir Çocuk, sadeceTürkiye’de değil, dünya çapında ilgi gören bir edebiyat yapıtı. Almanca ve Farsça gibi dillere çevrilen, Almanyave İsveç’te televizyona uyarlanan bu eser yeni basımıyla okurlarla buluşuyor.
-
Sunay Akın Kız Kulesindeki Kızılderili 03.06.2026 17minBir yaz akşamı Boğaz'ın ortasındaki Kız Kulesi'nin beyaz duvarlarında Kızılderililerin vahşi olarak gösterildiği bir kovboy filmi izlediğinizi düşleyin... İşte, o an, omzunuza konan martı kulağınıza şunları söyleyecektir: 'Kız Kulesi'ne de bakıyorsun, Kızılderililere de... Ama gerçeği göremiyorsun...
-
Celal Şengör Aptalı Tanımak 03.06.2026 15minŞu anda Türkiye'ye egemen olan cehâlet yönetimi, toplum olma bilincimizde büyük yaralar açmıştır ve açmaya da devam etmektedir. Öncelikle, toplumun bir grup olarak rasyonal düşünme yeteneğini silip süpüren yobazlık ve düşünceye değil korkuya dayanan cemaat yaşamının hortlatılması, toplumsal dokumuzu derinden yaralamıştır. Buna ilâveten eğitimimizde yaratılan kargaşa ve kalitesizlik, bir toplum olarak bilgi edinme ve değerlendirme yetimizi ortadan kaldırmak üzeredir. Tüm bunları yapanların eleştirilmesine, toplumda gerçeği aramak için oluşturulabilecek bir serbest düşünce ve tartışma ortamının oluşturulmasına imkân verecek basın özgürlüğünün alenen, fütursuzca tehdit edilmesi ve buna toplumdan en ufak bir reaksiyon gelmemesi ortaya konan yıkım projesinin toplumca algılanamamasına ve dolayısıyla bertaraf edilememesine neden olmaktadır. Bahsettiğim yıkım projesi, bir grup kötü niyetli insanın Türkiye'yi ortadan kaldırma projesi olarak algılanmamalıdır. Kuşkusuz, içimizde bu yıkım projesini yönetenleri dışarıdan destekleyenlerin böyle bir amaçları olabilir ve muhtemelen vardır da.
-
Aytunç Altındal Dünün Belgeleri Yarının Tarihi 03.06.2026 27minAytunç Altındal yıllar önce özellikle Ermeni meselesinde Çarlık Rusyası ile Almanya, Fransa ve İngiltere’nin, Osmanlı’ya karşı bir plan hazırladıklarını ve bunun için 1904 yılında gizli bir anlaşma imzaladıklarını “belgeleri” ile ortaya koydu.Vakıflar sorununa 30 küsur yıl önce işaret etti, sorun bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başını ağrıtan en önemli Avrupa Birliği zorlamalarından biri haline geldi.“Ermeni şantajı” dedi, çıktı. “Kürt sorunu değil, PKK terörü” dedi, binlerce şehit verdik. “Güneydoğu’ya İspanya modeli” dedi, gündeme geldi. Daha neler neler...Altındal “erken uyarıda” bulundu, “işaret fişekleri” attı.Ancak, uyarılar tarih oldu. Yazılanlar ise gerçek!
-
Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir 03.06.2026 20minBeş Şehir’in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla, onların arkasında kendi insanımızı ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha da doğru olur.
-
Ahmet Altan Sudaki İz 03.06.2026 21minAhmet Altan'ın ikinci romanı olan Sudaki İz, ilk kez 1985 yılının ortalarında Can Yayınları arasında çıkmıştı. Büyük bir ilgiyle karşılanan roman, yedi ay gibi kısa bir süre içinde üçüncü basımına ulaşmıştı. Bu son basımın üzerinden iki ay geçtikten sonra kitap toplatıldı. Yargılama iki yıl sürdü. Sonunda İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi kitaptaki iki buçuk sayfalık bir bölümü `müstehcen' bularak, kitabın `zoralım ve imha'sına karar verdi. Kesinleşmiş mahkeme kararlarını yayımlamak, yasalarımıza göre yeni bir suç oluşturmuyor. Daha sonra, işte bu güvenceyle Sudaki İz'in dördüncü basımının başına, adı geçen mahkeme kararını da ekledik. İki buçuk sayfası yüzünden kitabın bütününün sonsuza dek yok sayılmasına gönlümüz razı olmadığından ve özgür bir düşünce ve yaratım ortamının geleceğine de inanarak, Sudaki İz'in suçlu sayılan satırlarının üzerini siyah utanç bantlarıyla kapattık, yani suç ögesini ortadan kaldırdık ve kitabın yeni basımlarını böyle hazırladık. Mahkemenin sakıncalı bulduğu cümleleri içeren kararını da kitabın başına ekledik. Bitkisel hayata sokulmuş bir kitaba, biraz oyuncaklı da olsa, yeniden can vermenin sevinci içindeyiz.
-
Ahmet Altan Kılıç Yarası 03.06.2026 23minKılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan'ın beşinci romanıdır. İlk basımı 1998 yılında yapılan eser, 1998 Yunus Nadi Roman Armağanı'nı almıştır.On dokuzuncu yüzyıl sonlarında, Osmanlı Bankası'nın Ermeniler tarafından basılmasıyla yaşanan siyasal gelişmeler ve renkli roman kişilerinin hayatlarını anlatırken çeşitli tarihsel olaylara değinen, kurmaca ile gerçekleri bir arada işleyen bir eserdir.Romanı 1991'de yazmaya başlayan Altan, ara verip Tehlikeli Masallar'ı yayınladıktan sonra tamamladı. Eser dört haftada 12 baskı yaparak 24 bin sattı. Kılıç Yarası Gibi'nin devamı niteliğinde sayılabilecek İsyan Günlerinde Aşk, 2001'de yayımlandı
-
Seyahatname Evliya Celebi 22.05.2026 15minEvliya Çelebi seyahatlerinin başlangıcını bir rüyaya bağlar: 1630 Ağustosunun 19. Gecesi düşünde peygamberden "şefaat" dileyecek yerde "seyahat" diler ve zihninde büyüttüğü uzak ülke hikayelerinin de etkisiyle yollara düşer. Artık bizlere anlatamayacağı son ve büyük yolculuğa çıkana kadar 54 yıl boyunca önce "piyadece serseri" bütün İstanbul' u, daha sonra da "abd- i hakir Evliya- yı fakir" (değersiz kul, yoksul Evliya) olarak Osmanlı ülkesini gezer. Her ne kadar kendisine "hakir- i pür- taksir" (çok kusurlu, değersiz kişi) dese de bir gezgin, bir seyyah- ı alemdi. Büyük bir gözlem gücüne dayanan görgü tanıklığıyla 17. Yüzyıl Osmanlı toplum yaşamının her alanını; padişahından eşkıyasına toplumun her kesiminden insan manzaralarını, değme romancılara taş çıkartacak özyapı betimlemeleri, güçlü bir mizah anlayışı ve kıvrak bir anlatışla, zamanının konuşma diline sadık kalarak aktarır.
Populær i
Denne podcast optræder også i podcast-hitlister i disse lande.