Konforsuz Alan

Konforsuz Alan

Konforsuz Alan
País Turquia
Idioma TR
Episódios 38
Último 04.07.2026

Konforsuz Alan, konfor alanından çıkıp hakikati arayanlar için bir podcast. Sessiz limanlarda uyumak yerine fırtınalı denizlerde yol almayı tercih edenlere hitap ediyor. Program, dinleyicileri rahatlık alanlarının dışına çıkmaya ve derin düşüncelere dalmaya teşvik ediyor.

Episódios

  • Ters Kelepçe | Güvenlik Önlemi mi, Aşağılama Stratejisi mi ? - Dücane Cündioğlu 04.07.2026 2h 13min
    Sosyal medyaya düşen bir fotoğrafta elleri arkadan kelepçelenmiş ve iki polis tarafından kollarından sıkı sıkı kavranılmış olarak (üstelik kapalı/korunaklı bir mekanda) götürüldüğü görünen Deniz Göktaş, ceza almış bir mahkum, bir hükümlü değildi. Yargısı sürerken cezaevinde yatmakta olan bir tutuklu da değildi. Kendisi henüz tutuklu veya tutuksuz yargılanmasına karar verilmiş bir sanık da değildi. Herhangi bir asayiş ihlali nedeniyle güvenlik güçleri tarafından derdest edilmiş herhangi bir mücrim de değildi. Hükümlü değil, tutuklu değil, sanık değil, mücrim de değilse hukuksal durumu nedir? Hakkında soruşturma açıldığını bile bile kendi özgür istenciyle ülkesine dönmüş ve havalimanında "şüpheli" sıfatıyla gözaltına alınmış genç bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı. Kısacası yalnızca bir "şüpheli". 24 saat içinde savcı tutuklu veya tutuksuz olarak yargılanmasına karar verilirse, en çok yasa önünde suçu henüz sabit görülmemiş bir maznun, bir sanık, işte hepsi bu kadar! Kendisi sabıkalı bir kanun kaçağı, aranan bir uyuşturucu müptelası ya da satıcısı, tehlikeli veya tehlikesiz bir terör örgütü üyesi, motosikletlere binip dükkanları tarayan, masum insanları öldüren bir çete ya da mafya mensubu, toplumun ve devletin düşmanlarıyla işbirliği saptanmış bir vatan haini, hatta eski tabirle yankesicilik, hırsızlık, gasp, tecavüz, taciz gibi yüz kızartıcı suçlardan birine bulaşmış suça yatkın bir katil, bir hırsız, bir tecavüzcü de değil Yalnızca bir şüpheli. Toplum tarafından tanınan, ailesi, ikametgahı bilinen, suça yatkınlığı, sabıkası ve tehlikesi olmayan üniversite mezunu bir genç komedyen. Bir hükümlü, bir tutuklu, bir sanık, bir suçlu bile olmayan, kendisine ve başkasına fiilen zarar vermeyen ve vermeyeceği anlaşılan 32 yaşındaki bir genç, hukuk nazarında en çok "şüpheli" sıfatını taşıyan bir evladımızı niçin bu denli hoyratça ve acımasızca ters kelepçeyle aşağılama yolu tercih edilir? Bunu şiddete bir anlam veremiyorum. Verilmek istenen mesajı değil, bu tür mesajlar vermeye ihtiyaç duyulmasını anlayamıyorum. (Acaba bir örf-i idare, bir sıkıyönetim, bir olağanüstü hal uygulaması var da bir ben mi bundan haberdar değilim?) Bu söyleşide bir güvenlik önlemi olarak ters kelepçenin tarihini ele alacağız. • Güvenlik önlemi olarak niçin önden değil, arkadan kelepçe? • Bu kelepçeleme biçimine niçin ihtiyaç duyuluyor • Dünyada yasal ve hukuksal karşılığı nedir? • ABD ve Avrupa hukuku aynı mı, farklı mı? • Güvenlik memurları niçin bu yola başvuruyorlar? • İnsan haklarına uygun mu? • Hukukçulardan hiç itiraz eden olmamış mı? • Zorunlu bir rutin uygulama mı? • Yol açtığı ruhsal ve bedensel hasarlar neler? Bu söyleşide bu sorulara yanıt arayacağız. NOT 1: Ben bu satırları yazarken, Deniz Göktaş'ın tutuklandığını öğrendim. Artık bir şüpheli de değil, suçlu veya hükümlü de değil, yalnızca tutuklu bir maznun ve sanık. Yargılanıp hakkında karar karar verilene değin masumdur, çünkü beraat-ı zimmet asıldır, yani suçu kanıtlanana değin her sanık masumdur. NOT 2: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 216. maddesi "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" başlığı taşır. Benim yükümlülüğüm ise, halkımı sevgi ve dostluğa teşvik veya hz. insan'ı yüceltmekten ibaret. Kendi seçimlerimle insan olma ve insan kalma hakkımı kullanıyorum. "Sahipleneni az diye hakikate hürmet etmekten vaz mı geçeceğiz?"Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Deniz Aşırı Dalgalar, İstibdad ve Mizah - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 1h 8min
    Deniz Göktaş'a soruşturma açılmış. Şaşırdık mı? Hayır! Benim tepkim bir acı tebessüm oldu. Ülkem adına içim sızladı. Baskının olduğu yerde ister istemez eleştiri saklanır, ironiye dönüşür ve mizah ortaya çıkar. Eleştiri inceldikçe incelir ve en sanatsal biçimine kavuşur: "dalga geçmeye". Acı tebessüme yol açan da budur: hem acı, hem tebessüm. Gülmek değil, kahkaha değil, acı tebessüm, en hafif biçimiyle: tebessüm. Aşırı tuzluluktan ötürü su altı yaşamının olmadığı denizin adıdır ÖLÜ DENİZ. Ölü Deniz istibdadın/baskının, otokrasinin simgesi. Doğal yaşamın azlığından çok yokluğu. Oysa toplumun yaşamak için tuzdan arınmaya, nefes almaya ihtiyacı var, gülmeye, neşelenmeye, yaşam umudundan vazgeçmemek için direnmeye ihtiyacı var. Bu dönemlerde ciddi eleştiriler geri çekilir, ironi ortaya çıkar: mizah, yani gülünç olan. Korkuyu bastırmanın en kısa yoludur dalga geçmek. Evet dalga geçmek, yani küçümsemek, önemsememek, hafife almak. Korku ancak böylelikle cesarete dönüşür. Seni korkutan şeyden korkmadığını göstermenin en etkili yolu dalga geçmektir. Acziyetini kudrete dönüştürmek. Sanatçılar bunun için var: acziyetimizi cesarete, cesaretimizi umuda dönüştürmek için. Ölü Deniz'i tuzdan arındırmak için sanatçılar sorunlarla dalga geçerek topluma nefes aldırırlar. Nefes alamazsak ölürüz çünkü.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Şöhretlerin Trajedisi (Michael Jackson Belgeseli) - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 1h 57min
    Bu söyleşide Michael Jackson'un üç bölümlük son belgeselinden hareketle şöhretlerin trajik yaşamları üzerine konuşacağız. Aptallar ve abdallar dışında her insanın yaşamı özü gereği trajiktir, çünkü yaşamın kendisi trajiktir. Doğal yaşam değil, asıl toplumsal yaşamdır trajik olan. Bu nedenle tanınmış insanların yaşamı daha da trajiktir. Dışarı bakan tarafta ihtişam görünür, içe bakan tarafta sefalet. Tanınmışlık ihtişam ve sefaletin bir tek kişinin ruhunda birleşmesinden değil, çiftleşmesinden köken alır. Her ikilik öldürücüdür. Kendini ve başkasını. Daima.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Madem Cumhuriyetin Kartalları Var, Buradan Oraya Kaçmalı - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 1h 51min
    "Ah bir bilsen, tinde gerçekleşen bu savaş, ne çetin ne yorucu bir savaştır! Ölümsüz denilen tinler göğün en yüksek noktasına/göğün en üstüne (τὸν δὲ ὑπερουράνιον τόπον) varınca dışarıya çıkarlar ve gökkubbenin tepesinde (ἂν πρὸς ἄκρῳ) dururlar. Dönüşün devinimiyle onlar da devinirler, böylece gökkubbenin ötesindeki hakikatleri (ἀληθὲς) temaşa eylerler. Şimdiye değin hiçbir şair göğün ötesini şakımadı, bundan böyle de hiçbiri gereğince şakıyamayacak! Bununla birlikte ben size ORAYI tanıtmaya çalışacağım." (Platon, Phaidros 247 b-e)Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Tukidides Tuzağı Bir Kader midir ? ABD, Çin, Osmanlı, Avrupa Örnekleri - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 1h 47min
    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • İhanete Uğramak İnsana Neyi Öğretir - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 1h 51min
    Bir film çözümlemesi: Lee Tamahori, THE EDGE (1997) "Değerli bir şeyini kaybetmedikçe irfan sahibi olamazsın!"Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Yapay Zeka Öğrenciniz mi, Öğretmeniniz mi ? - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 1h 58min
    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Yazgı ve Özgürlük Arasındaki Onmaz Çelişkinin Sırrı - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 1h 30min
    1. Varsayım: • Şayet tanrı nasıl karar alacağımı, nasıl eyleyeceğimi önceden ve kesin olarak biliyorsa, kararlarımda ve eylemlerimde (istencimde) özgür değilim, özgür değilsem sorumlu da değilim demektir. 2. Varsayım: • Şayet tanrı nasıl karar alacağımı, nasıl eyleyeceğimi önceden ve kesin olarak bilmiyorsa, bu takdirde tanrı bilen ve herşeye gücü yeten değildir demektir. (Oysa bilgisiz ve güçsüz bir tanrının tanrılığından söz edilemez.) Özet: Olacak olanın tanrı tarafından saltık olarak bilinmesi anlamında bir yazgının varlığı, özgürlüğü ve sorumluluğu ortadan kaldırır, yokluğu ise tanrının bilgisinin ve gücünün, dolayısıyla tanrılığının yokluğunu gerektirir. Sonuç: ilk varsayımı kabul edersen usunu yadsımış olursun, ikinci varsayımı kabul edersen saçma'nın (absürd veya abes'in) kucağına düşersin ki bu durumda duygularını yadsımak durumunda kalırsın. yok şayet bu iki varsayımı uzlaştırmayı denersen, ussal olarak bu mucizenin asla gerçekleşmeyeceğini anlarsın. nitekim dindar bilincin "cüzi irade-külli irade", dinsiz bilincin "clinamen" söylemleri bu kabildendir ve ancak sıradan bilincin gereksinimlerini doyuran orta yolculuğun belirtisidir.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Akran Zorbalığı ve Şiddet - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 1h 46min
    Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Türk Solu, Enternasyonalizm, Kerim Sadi - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 2h 5min
    Ahmet Nevzat Cerrahlar, diğer adıyla Kerim Sadi (1900-1977) Türk Solu içinde evrensellik ile yerelliğin, eşdeyişle Sosyalizm ile İslam'ın uzlaştırılabileceğini düşünen yorulmaz savaşçılardan. Çalışmaları içinde belki de en önemlisi dört ciltlik ""Türkiye'de Sosyalizm (1848-1925)" adlı yapıtıdır (1965-1968). Daha sonra genişletilmek suretiyle "Türkiye'de Sosyalizmin Tarihine Katkı" (1975) adıyla tek cilt halinde yayımlanan bu yapıtın, yayımlanmamış 2. cildinin de eklenmesiyle Mete Tunçay tarafından gerçekleştirilmiş çok düzgün bir baskısı (1994) bulunmaktadır. Sosyalizm ve İslam arasındaki yakınlığa doğrudan yer verdiği risaleleri şunlardır: 1. Muhammed ve Sosyalizm (1948) 2 . İslamiyet ve Sosyalizm Bağdaşabilir mi? (1962) 3. İslamiyet ve Osmanlı Sosyalistleri (1964) 4. Bir İslam Reformatörü Mehmet Akif (1964) Bu söyleşide Kerim Sadi'yi ve düşüncelerini tanıtmaya çalışacağız.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Bir Marksist Kur'an Tefsiri (Dr. Hikmet Kıvılcımlı) - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 2h 12min
    Dr. Hikmet Kıvılcımlı (1902-1971), belki abarttığım düşünülecek ama yine de bu şekilde tanımlamaktan kendimi alamıyorum: "Türk Solu'nun Hegeli". Priştine'de doğmuş, Belgrad'da ölmüş gerçek bir düşünür, yürekli bir eylemci. Kendi deyişiyle, "genç yaşlarında Ya eyyühe'l-Kafirun'dan materyalizme atlamış" bir TKP'li. 70 yıllık yaşamının üçte birini zindanlarda geçirmiş. Geri adım attığı hiç görülmemiş. Kanser hastalığı nedeniyle tedavi olmak içine yurt dışına çıkmış, ne ki sosyalist ülkeler tarafından iltica talebi Moskova'nın buyruğuyla geri çevirilmiş. Kimliğinden hiç ödün vermeksizin Kur'an'ı satır satır tefsir etmiş. Çok büyük emeklerle hazırlamış olduğu "İslam Tarihinin Maddesi" başlığı taşıyan yapıtının ilk cildine polis tarafından el konulmuş ve ne kadar uğraştıysa yine de bir daha geri alması mümkün olmamış. Günümüze ulaşan yalnızca (muhtemelen 2. cildi oluşturan) birtakım notlar. Birçok yapıtı gibi, her satırında yazarının yüksek zekasını ve bitimsiz azmini yansıtan bu notlar ilk kez 1999'da "Allah Peygamber Kitap" adıyla yayımlandığından yorumları Türk Solu tarafından da bilinememiş. Günümüze ulaştığı kadarıyla külliyatı, birkaç sadık yoldaşının derin vefalarının bir ürünü. Özellikle "Allah Peygamber Kitap" adlı yapıtı, bu haliyle bile Türkçedeki tek "Marksist Açıdan Kur'an Tefsiri" olarak adlandırılmayı hak ediyor. Tam anlamıyla yerel olanla evrensel olanın sentezi. Sağıyla soluyla Türk aydınları ne doğru dürüst Nurettin Topçu'ların İslam sosyalizmini dikkate aldı, ne de Dr. Kıvılcımlı'ların, Kerim Sadi'lerin (Ahmet Nevzat Cerrahlar) karşı cepheden bile olsa kaleme aldıklarını okumaya tenezzül etti. Düşünsel yaşamımızda eleştirel açıdan bile olsa yazıp çizdiklerinin esamesi bile okunmuyor. Bu ülkede din daima aşağılandı ama hiç eleştirilmedi, çünkü din olgusu hakkı verilmek koşuluyla doğru dürüst düşünülmedi bile. Hep bitmiş, geçmişte kalmış bir enkaz olarak görüldü. Oysa hala insanlığın büyük çoğunluğu yaşamlarını din aracılığıyla anlamlandırıyor. Din insanlığın bilincinde hala dipdiri. Acaba niçin? Açıklamalarına katılırsınız veya katılmazsınız, ancak görebildiğim kadarıyla bu soruya verilmiş en kapsamlı yanıtı Dr. Kıvılcımlı'nın Kur'an tefsirinde buluyoruz. Bu söyleşi, rahmetli Dr. Kıvılcımlı'nın emeklerine yönelik bir saygı duruşu olarak görülmelidir.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Bir Hak Hukuk Cinayetinin Düşündürdükleri - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 1h 54min
    Narin Güran cinayetinin medyanın gündemine oturduğu günlerde, doğrusunu söylemem gerekirse, neler olup bittiğini bir türlü anlayamamıştım. Teoriler havada uçuşuyor, herkes kendince bir şey söylüyordu. İşin garip tarafı ortada söylenenleri doğrulayacak veya yanlışlayacak herhangi bir ölçüt de bulunmuyordu. Bütün anımsadığım, o yavrucağın ailesinden birkaç kişinin çok kısa zamanda ağır cezalara çaptırıldığı ve böylelikle konunun kapandığından ibaretti. Ne ki dün akşam ŞEYTAN TEPE BELGESELİ'ni izledim (   • şeytantepe  ) ve olup bitenlerden o denli etkilendim ki ancak sabah saatlerinde uyumayı başarabildim. "Bir Katil Yaratmak" adlı ABD belgeselinde de gördüğümüz üzere, sıradan insanların, kötü niyetli olduklarından kuşkulanamayacağımız hukuk ve güvenlik bürokrasisinin kıyıcılığı karşısında ne denli çaresiz, ne denli acınası bir durumda olduğuna bir kez daha tanık olmuştum. Bu söyleşide ŞEYTAN TEPE SELGESELİ üzerinden bu kez ülkemizde işlenen bir hak-hukuk cinayetine odaklanacağım. (İnsani değerlerimizi ayakta tutmanın ne denli güç bir ödev olduğunu bir kez daha idrak etmek için, lütfen bu belgesi mutlaka izleyin!)Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Hegel'i Anlamak - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 2h 28min
    Bu söyleşide Dr. Gülgün Türkoğlu Pagy (Ph.D, M.Sc) ile "edimsellik" ve "bütünsellik" kavramları üzerinden Hegelci felsefenin dikenli derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkacağız. Bu söyleşinin temelinde Hegel'in ünlü mottosunu açımlama ödevi yer alıyor: "Gerçek bütündür" (Das Wahre ist das Ganze).Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Bu Dünyada Bir Yahudi Olmanın Izdırabı - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 1h 49min
    Evde anlaşılmaz bir tını bilmem nereden gelir uykumdan? kanımdaki çakıldan? unutkanlığımdan? bilemem Yahudi değilim gizli bir yerde genizam yok bilemem insan nerenin yerlisidir ömrüm burada bütün Yahudiler gibi raflara doğru, çekmecelere sahanlıklara doğru geçti yabancı ellerde çitilenmekten korunmak için bir sıvaydım kendime kendi ellerimde tıpkı Yahudiler gibi buraların yerlisi ben değilim. ... Yağmalar belli ki kim bulsa defineyi, umurumda mı ben kalbime döneceğim fokurdayıp pörtlemek için hep fokurdak ve pörtlek kalacağım kalp içinde canı sıkkın kızların yüzlerinden döşünden ahı kalmış delikanlıların dünyaya habire pörtleyeceğim evlerin olanca tınısı dindiği zaman kısıldığı zaman bütün şarkıların kanatları fokurtum dokunacak herkese yedi ırkın kavşağından. Yahudi değilsem bile bende Yahudalık da mı yok- Kimi öptüm de kurtuldu çarmıha çakılmaktan? (İSMET ÖZEL)Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • İslam Düşüncesinin Psikoanalitik Eleştirisi - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 2h 17min
    Bu söyleşide Prof. İsmail Hanoğlu'nun "İSLAM DÜŞÜNCESİNİN PSİKOANALİTİK ELEŞTİRİSİ: Bir Paradigmanın Narsist Kökenleri" (2024) adlı yapıtında geliştirdiği Kelam, Felsefe ve Tasavvuf öğretilerine yönelik eleştirilerini ele alacağız.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • İslam Tarihini Nasıl Okumalı - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 1h 57min
    TARİH nasıl okunur?Nasıl kurgulandıysa öyle.TARİH nasıl kurgulanır?Parçaları (olguları/aktarımları) birleştirmek ve böylelikle bir "bütün" ve/veya "anlatı" oluşturmak suretiyle.BÜTÜN ve/veya ANLATI nedir?Başı, ortası ve sonu olan kurgu demektir.Demek ki tarih okumaları en son çözümlemede tarihçilerin oluşturdukları bir parçalar toplamının, eşdeyişle bir kurgu ve anlatılar dizisinin anlaşılıp yorumlanmasından ibaret olan bir etkinlik. Tanrıların, dinlerin, halkların tarihi de böyle. Tümü de bir kurgu, bir anlatılar dizisi. Ne ki tarihin söylencelerden (mit'lerden, kıssa'lardan) ayrılan bir yanı var: bir "bilim" olmak iddiası. Bir bilim olarak TARİH, sonuçta, bilimsel (!) yöntemlerle oluşturulan anlatılar dizisinin bilgisi. Bu çerçevede, yerine getirilmesi gereken bir ödev çıkıyor karşımıza: İSLAM TARİHİNİ nasıl okumalıyız? Biz de bu söyleşide bu soruyu yetkin İslam tarihçilerinden Prof. Mehmet Azimli'ye yöneltecek ve bir "kutsal tarih" olarak algılanan İslam Tarihi'ni anlama-yorumlama sorunları üzerinde duracağız.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Hangi Gazali ? - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 3h 4min
    Yeni bir şeyler ortaya koyabilmek için, hiç kuşkusuz eskiden söylenmiş olanları da bilmek ve anlamak gerekir. Bu ödevi Babanzade Ahmed Naim KEŞF-i KADİM olarak adlandırmıştı. Yüceltenleri ve yerenleri çoktur Gazali'nin. Hadisçiler, özellikle Hanbeliler kendisini hadis bilgisinin zayıflığı ve Mantık İlmi'ne düşkünlüğü nedeniyle eleştirirlerken, Malikiler bir bidatçı olarak gördükleri Gazali'nin İhyau Ulum'id-Din adlı eserini 1109'da cami avlularında yaktırmışlardır. Gazali'nin felsefeye saldırılarını tek tek yanıtlayan Kurtubalı filozof İbn Rüşd, onun hakkında şöyle demiştir: • "Gazali Eş'arilerin yanında Eş'aridir, sufilerin yanında sufi, filozofların yanında filozof." (هو مع الأشعرية أشعري ومع الصوفية صوفي ومعا الفلاسفة فيلسوف) Modern döneme gelindiğinde de Gazali'nin düşünceleri, İslam dünyasında felsefe ve bilimin sönümlenmesinin en büyük nedeni olarak gösterilmiştir. Biz ise bu söyleşide Talha Hakan Alp ile birlikte, 12. yüzyılda bir fakih (Şafii) ve kelamcı (Eş'ari) olarak Gazali'nin sufilikle sona eren hakikat arayışını, özellikle kendisinin bu yolculuğunu anlattığı "el-Munkızu min'ed-Dalal" adlı ünlü yapıtından hareketle ele alacak ve Gazali'nin gerçekte bir kuşkucu mu, dogmatik mi olduğu sorusuna yanıt arayacağız.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Türk Olduğunu Söyleyememek - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 1h 48min
    DEV-GENÇ'in eski öğrenci liderlerinden tarihçi Taner Akçam Medyascope'ta ardısıra çok değerli iki yazı kaleme aldı: i. "Oğuzhan Müftüoğlu vesilesiyle Türk Solu" (29 Mart 2026); ii. "Türklüğümün Üç Hali" (31 Mart 2026). DEV-GENÇ'in yöneticilerinden Oğuzhan Müftüoğlu'nun, eski dava arkadaşlarından Ertuğrul Kürkçü'ye yönelttiği eleştirilerden hareketle yazdığı ilk yazısında, Akçam, şu sorulara dikkat çekmekte: • "Türk solu niçin bu halde? Niçin bu dalgadan geriye belli bir siyasi ağırlığı olan bir örgütsel yapı bile kalmadı? Niçin, toplumda izler bırakan önemli kültürel birikimler yaratamadı? Evet, neydik ne olduk? 60 yıl önce “sen öyle mi yapmıştın, böyle mi yapmıştın” yerine acaba bu “niye böyle olduk” sorusuna cevap aramaya başlansa nasıl olur?" Bu paragrafın hemen ardından ilginç bir ara başlık gelir: TÜRK OLDUĞUNU SÖYLEYEMEMEK. • "Benim kendimce bu sorulara bazı cevaplarım var. Bunlardan bir tanesi “Türk” kelimesinde yatıyor olabilir mi? Türk solcuları kendilerine “Türk” diyemediler. Onlar da İttihat ve Terakkicilerin 1913’lere kadar Türk ve Türkçü olduklarını gizlemeleri ve kendilerini Osmanlıcı olarak göstermeleri gibi, “Türkçülüklerini” gizlemeyi ve kendilerini “Türkiyeci” diye göstermeyi tercih ettiler. “Türkiye” kelimesi sıcak bir battaniye gibiydi. Kullanmayı çok seviyorduk. Acaba niye? Utandık mı? Kendimize Türk dememe ile “utanma” duygusunun bir ilintisi var mı? Eski Marksist jargonumla söyleyeyim: “Ezen ulus devrimcileri, kendilerini ezen ulus yöneticileri ile özdeşleştirecek biçimde tanımlamazlar.” Acaba Türk solcuları, “kötü” olduklarını düşündükleri “ebeveynleri” ile araya mesafe koymak isteyen çocuklar gibi mi davrandılar? Türk sıfatını kullanmayarak, belki Türk yöneticilerinin işlediği suçlar ve günahlar ile araya mesafe koymuş olacaktık. Yapılan kötülüklerle ilgisi olmayan “enternasyonalistler” olduğumuzu göstermenin bir yoluydu belki bu…" Türk olduklarını söylemekten kaçınanlar yalnızca sosyalistler miydi? Hayır, İslamcılar da benzer tepkiler geliştirdiler. (II. Meşrutiyet'in İslamcıları Babanzade'ler, Akif'ler şöyle dursun, özellikle 80'li yıllardan itibaren T.C. kimliğini yırtıp kafir bir devletin yurttaşı olduğunu inkar eden arkadaşlarımız vardı. Radikal İslamcılar olarak bizim kuşağın çoğu aynı gerekçeye dayanarak Cuma namazı kılmamakla diğerlerinden ayrışırdı.) Bu akşam Prof. Taner Akçam'la bu iki yazının ele aldığı konular çerçevesinde söyleşeceğiz.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Türkiye'de İrancılığın Yarım Yüzyıllık Tarihi - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 2h 42min
    Başlıkta yer alan "İrancılık" terimiyle (pekala "Humeynicilik" de denebilirdi) Türkiye'de İran İslam Devrimi'nden etkilenen kişi ve gruplara özellikle muhaliflerince yapıştırılan bir etikete göndermede bulunulmaktadır. Daha açık bir anlatımla "Devrim yanlısı İslamcılar" olarak anlaşılmalıdır. Başlangıçta "Afgan cihadı"na verilen destek, hemen ardından İran İslam Devrimi'ne verilen desteğe dönüştü. Bu gelişmeler de doğal olarak Türkiye'de İslamcılığın Şiilik-Sünnilik-Selefilik biçiminde biçimlemesine yol açtı. Bu söyleşide yarım yüzyıllık bu öyküye ele alacağız.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.
  • Bir Cinsel İstismar Davası, Woody Allen & Dylan Farrow - Dücane Cündioğlu 03.07.2026 1h 44min
    "Ronan Farrow: "O benim babam, kızkardeşimle evli. Bu da beni onun hem oğlu, hem eniştesi yapıyor." Mia Farrow 1992'de 12 yıldır birlikte yaşadığı Woody Allen'ın evinde evlatlık edinmiş olduğu kızı Soon-Yi Previn'in çıplakken çekilmiş fotoğraflarını bulur. Soon-Yi o tarihte 21 yaşında olup Üniversite 1. sınıf öğrencisidir. (W.A. o fotoğrafları yaşadıkları cinsel ilişkiden 2 saat sonra çektiğini itiraf edecektir.) O tarihte Woody Allen bir basın toplantısı düzenleyip Soon-Yi Previn'e aşık olduğunu ilan eder ve tam beş yıl sonra 1997'de ("Deconstructing Harry" filminin vizyona girdiği yıl) kendisiyle evlenir. [Soon-Yi 1970 doğumlu olup 1978 yılında evlat edinilmiş, Mia Farrow ile W.A. arasındaki ilişki de bu tarihten iki yıl sonra (1980) başlamıştır.] İkinci kurban Dylan Farrow ise, Allen-Farrow ilişkisinin 5. yılında (1985) evlatlık edinilmiş olup henüz 7 yaşındayken (1992) Woody Allen tarafından cinsel istismara uğramıştır. Bu öykünün arkaplanı ilk elden tanıklıklar eşliğinde"Allen v. Farrow" (2021) başlıklı 4 bölümlük belgeselde ayrıntılarıyla serimlenmiştir. Bu söyleşinin amacı, Woody Allen-Jeffrey Epstein ortaklığının sahip oldukları tüm ekonomik, siyasal ve bürokratik güçleriyle 30 yıl boyunca üzerini örttükleri kimi gerçeklerin farkedilmesine katkıda bulunmaktır, çünkü Epstein çevresinin dünyagörüşünü anlamak bakımından 1990 sonrası Woody Allen filmleri birer belgesel niteliğindedir.Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support.

Popular em

Este podcast também aparece nas paradas de podcasts destes países.