Allah Kelâmı Kur'ân-ı Kerîm'in Açıklamalı Meali - Ali Ünal

Allah Kelâmı Kur'ân-ı Kerîm'in Açıklamalı Meali - Ali Ünal

Pirlanta Dinle
Shteti Turqia
Zhanret Arts, Books
Gjuha TR
Episode 88
I/E fundit 23.04.2026

Bu podcast, Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini açık ve anlaşılır bir şekilde, Kur'an'ın bütünlüğü içinde anlamlandıran bir meal çalışmasıdır. Özlü bir tefsir niteliği taşıyan eser, imanî gerçekler, ibadet, ahlak, bireysel ve sosyal hayat gibi konuları kapsar. İslam'ı ve İslami hayatı her boyutuyla Kur'an'ın anlam derinliği içinde sunmayı amaçlar.

Episodet

  • 88. İsimler Sözlüğü - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı 23.04.2026 55min
    Hz. Muhammed ibn Abdullah (s.a.s.) (571 Mekke – 632 Medine): Nebîler ve rasûller silsilesinde son halka, dolayısıyla nübüvvet ve risaletin nihaî vârisi; misyonu evrensel, dolayısıyla Cenab-ı Allah’ın bütün peygamberlerle gönderdiği din olan İslâm’ı, kendisinden sonra bir daha peygamber gelmeyecek şekilde evrensel olarak hem insanlara hem de cinlere tebliğ etmiştir. Misyonuna başladığı Mekke’den Medine’ye hicret etmek zorunda kalmış ve 23 yıl içinde misyonunu neticeye erdirmiş, O’nunla vahiy ve hidayet nimeti tamamlanmıştır.
  • 87. Bazı Esmaü’l-Hüsna - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı 21.04.2026 16min
    Allah (c.c.), Kendisi’ne ibadet edilmeye ve hayatın gayesi yapılmaya tek hak sahibidir (Ma’bud-u bi’l-hak, Maksud-u bi’l-istihkak). O, Zâtından dolayı sevilir. Her şey Allah’a bağlıdır ve Allah ile ayakta durmaktadır. Kâinatın yüzünün nûru ve ışığı Allah kelimesidir. Her hakikat Allah’a dayanır ve Allah kelimesinin olmadığı yerde ilimler evham, hayal ve seraptan ibaret kalır. O’nun varlığı o kadar açıktır ki, bir insan, kendisinin ve kâinatın varlığından şüpheye düşebilir, fakat O’- nun varlığında asla şüphe söz konusu değildir. O, tecellilerinin şiddeti veya yoğunluğundan dolayı görülmez. Zâtıyla mevcud-u meçhuldür; eserleriyle tanınır (ma’ruf). Eserleri isimlerine, isimleri sıfatlarına, sıfatları şe’nlerine (şuûn), yani Allah oluşun O’ndan ayrılmaz hususiyetlerini ve tecellilerine, şe’nleri de Zâtına aynadır. O’nun nûru, O’na bakan gözler için bir perdedir. O, ma’bud olduğu için Allah değil, Allah olduğu için mâ’buddur. O, dertlilerin dermanı, yaralı gönüllerin şifasıdır. Kalbler, O’nu anmakla oturaklaşır. O’nu bulan her şeyi bulmuş, O’nu yitiren de her şeyi yitirmiştir demektir
  • 86. İslam: İnsanlığın ve Kainatın ‘Din’i, Allahın Bütün Varlığı, İnsanlığı Üzerinde Yarattığı Fıtrat - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı 20.04.2026 41min
    Allah, bütün sıfat ve isimleriyle tanınsın diye kâinatı yaratmıştır; bu tanıma da, beraberinde elbette O’na ibadeti getirecektir. Çünkü kul, kul olduğu için ibadet eder, Allah da Allah olduğu için O’na ibadet edilmelidir. Varlıklar içinde cinlerden ayrı olarak sadece insandır ki, Cenab–ı Allah’ın İrade sıfatının tecellisini, başka varlıklardan daha fazla olarak da O’nun İlim ve Kelâm sıfatlarının tecellilerini taşır. Yani insan, irade ile birlikte başka varlıklardan daha fazla bilgi ve daha gelişmiş sistemli bir konuşma mekanizması sahibi olmakla öne çıkar. Allah, insanı bu hususiyetleri sebebiyle yeryüzünde halife yapmış, yeryüzünün imar ve (Kendi kanunları istikametinde) idaresini ona bırakmıştır.
  • 85. Allah’ın Varlığı, Birliği ve Buna İnanmak ve Bir Bal Arısının Hayatı- Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı 19.04.2026 26min
    Tevhid inancı, insana cesaret aşılar. Kişiyi korkaklığa iten iki sebep vardır: (1) Ölüm korkusu ve emniyet ihtiyacı, (2) Allah’tan başka hayatı geri alabilecek bir başkasının bulunabileceği ve yeni gelişmelerle ölümün önüne geçilebileceği düşüncesi. Allah’tan başka ilâh bulunmadığı inancı, zihni bu düşüncelerin ikisinden de temizler. Mü’min, hayat ve serveti dahil, sahip olduğu her şeyin gerçekte Allah’a ait bulunduğunu bilir ve Allah’ın rızası için her şeyini fedaya hazırdır. Ayrıca, hiçbir silâh, araç gereç ve gücün hayatı alamayacağı, ölümün önüne geçemeyeceği ve bunun yalnızca Allah’ın gücü dahilinde bulunduğunun da şuurundadır. Bilir ki, kendisi için tayin edilmiş bir zaman vardır ve dünyanın bütün güçleri bir araya gelse, belirlenen zamandan önce kimsenin canını alamaz ve ölümü de geciktiremez. Bir Allah’a olan bu sarsılmaz iman sayesindedir ki, kimse mü’minden daha cesur değildir.
  • 84. Allah Rasülü’nü Tanımak ve O’nun Büyüklüğü, Kur’an-ı Kerim’in Bazı Mucizevi Yanları ve Meydan Okuması, Bütün Hayırlar Allah’tan Olup, Şerri Kazanan İse İnsandır - Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 18.04.2026 27min
    O zat, evet bir insandır ve insan olması da gerekirdi. Fakat O’na biz gibi sıradan bir insan ve beşeriyet vasıfları içinde değil, Kur’ân aynasından, ondan çıkan İslâm medeniyeti açısından, O’nun yetiştirdiği sahabe ve O’nun bahçesinde yetişmiş yüzbinlerce büyük âlim, mürşid, velî, devlet adamı ve komutan açısından bakmak gerekir. Yoksa her zaman için aldanabilir ve yaratılmış varlıkların ulaşabileceği büyüklüğün en zirve noktasındaki o zatı yanlış değerlendirerek, manevî ve Âhiret hayatımızı tehlikeye atabiliriz.
  • 83. İslam ve Savaş, İslam' da Kadının Statüsü ve Halk Arasında Hz Muhammed Aleyhisselam - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 16.04.2026 32min
    Hz. Peygamber Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm, halkı içinde 40 yıl onlardan bir fert olarak yaşamıştı. Bu uzun dönemde ne bir devlet adamı, ne bir vaiz, ne de bir hatip olarak biliniyordu. Kimse O’nun, peygamberliğinden sonra yaptığı gibi hikmet ve bilgi şuaları neşrettiğine şahit olmamıştı. Metafizik, ahlâk, hukuk, siyaset, ekonomi ve sosyoloji konularında hiçbir söz söylememişti. Bırakın iyi bir komutan olmayı, sıradan bir asker olarak bile tanınmıyordu. Allah, melekler, kutsal kitaplar, geçmiş peygamberler ve ümmetler, Âhiret Günü, ölümden sonra hayat, Cennet ve Cehennem mevzularında söz söylediği duyulmamıştı. Şüphesiz mümtaz bir kişiliği ve çekici tavırları vardı; tam bir efendiydi, fakat kendisine büyük inkılâplar yapacak biri olarak bakılmıyordu. Halk arasında sakin, yumuşak, ahlâklı ve güvenilir bir vatandaş olarak tanınıyordu. Fakat, kendisine vahyin gelmeye başlamasıyla birlikte bütün bu mesajları veren ve sözü edilen hususiyetlere sahip biri olarak ortaya çıktı.
  • 82. Kitab-ı Mukaddes’te Hz. Muhammed Aleyhisselam ve İslam, Savaş ve İslam’ın Ana Yayılış Dinamikleri - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 15.04.2026 22min
    Meşhur tarihçi Belâzurî’nin naklettiği şu hadise, yerli halkın Müslüman idarecilerden ne derece memnun olduğunu göstermeğe yeter:Humus’un fethinden sonra Müslüman askerler, Bizans hükümdarı Heraclius’un büyük bir orduyla üzerlerine geldiği haberini alınca şehri boşaltmaya karar verir ve, “Biz, bunu sizi koruma karşılığında almıştık.” diyerek, halktan topladıkları cizyeyi iade ederler. Halk ise, onların şehri terketmesini istemez ve “Biz sizden memnunuz. Sizinle beraber şehri müdafaa ederiz!” derler. Bütün din mensupları kendi ibadethanelerine koşar ve Müslümanların zaferi için dua ederler. Bütün şehirlerde yerli halk hep aynı şekilde davranır. Neticede Müslümanlar galip gelir ve halk, kapılarını güle oynaya Müslüman askerlere yeniden açar.
  • 81. Alak Suresinden Nas Suresine Kadar - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 14.04.2026 1h 21min
    Hz. Ali’nin ifadeleri içinde, “Dinin evveli, Allah bilgisidir; bu bilginin kemali, Allah’ı tasdiktir; tasdikin kemali, O’nun birliğine inanmaktır; bu inancın kemali, O’na karşı ihlâslı olmaktır; ihlâsın kemali, O’nu her türlü noksanlıktan tenzih etmektir.” O, nâmütenâhîdir, ezelî ve ebedîdir ve varlığı Kendi’ndendir. O, Allah’tır, Bir’dir, her şey O’na muhtaçken, O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şeyin nihâî sığınağı O’dur. Doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir göz ve bakış O’nu idrak edemezken, O, bütün gözleri ve bakışları idrak eder ve kuşatır. Hiçbir şey, O’nun gibi değildir. O, mutlak manâda kemaliyle duyan ve kemaliyle görendir. Yine, Hz. Ali’nin ifadeleriyle, “Kim, O’nun için ‘şuradadır’ derse, O’na yer tayin etmiş olur. Kim, “Şurada değildir veya sadece şuradadır” derse, o yeri veya başka yerleri O’ndan halî görmüş olur. O, vardır ama var olmakla değil. O, her şeyle beraberdir ama, bu fizikî bir beraberlik gibi düşünülmemelidir. O, her şeyden başkadır ve ayrıdır; yine bu, fizikî bir ayrılık değildir. O, her an bir iştedir, fakat bildiğimiz manâda hareketle değil; Bir’dir, birlikte olacağı ve yokluğunda özleyeceği bir başkası olmaması manâsında bir, yoksa sayıyla değil.
  • 80. Duha, İnşirah ve Tin Suresi - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 13.04.2026 22min
    Gerçek insaniyete ulaşmak, bunun için gerekli terakki basamaklarını tırmanmak ve hem ferdî hem içtimaî hayatta, hem dünyada hem Âhiret’te gerçek mutlululuğu elde etmek ise, insanın kendisine verilen söz konusu kuvveleri belli ölçülere göre terbiye edip sınırlamasında ve menfî görünen duygularını ve huylarını faziletlere dönüştürmede, faziletlere kaynak yapmada yatmaktadır. Ayrıca, insan yalnızca beden, nefis ve akıldan müteşekkil bir varlık değildir; onun bir de tatmin isteyen ve başka türlü mutluluğu yakalaması asla mümkün olmayan bir ruhu vardır. Bütün bunlar ise öğrenme, iman, düzenli ibadet, iradeyi doğru yolda kullanma ve nefsin arzularını sınırlayabilme ile mümkündür. Kuvve–i şeheviyenin terbiyesiyle iffete, kuvve–i gazabiyenin terbiyesiyle hak, adalet ve doğruya teslimiyet, buna karşılık zulme, yanlışa direnme ve itaat etmeme manâsında şecaate, ulvî cesarete, kuvve–i akliyenin terbiyesiyle hikmete ulaşılır. Görünüşte menfi duygu ve huylardan meselâ inat hakta sebata, kıskançlık gıptaya, başkalarının sahip olduğu güzelliklere ulaşmaya çalışmaya, hayırlarda yarışmaya kanalize edilebilir. İşte, en aşağı derekeye düşmeme, ruhî tatmine ve sözünü ettiğimiz faziletlere ulaşmaya, böylece Cenab–ı Allah’a hakiki kul, toplumun da faydalı bir üyesi olmaya bağlıdır.
  • 79. Mutaffifin, İnşikak, Buruc, Tarık, A’la, Ğaşiye, Fecr, Beled, Şems ve Leyl Suresi - Allah Kelamı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 09.04.2026 50min
    İnsanla hayvanlar arasında önemli farklılıklar vardır. Temel farklılıklardan biri şudur ki: Hayvan, hayatı için gerekli bütün temel bilgi kendisine öğretilmiş olarak dünyaya gönderilir ve doğar doğmaz, en fazla bir–iki hafta içinde hayata adapte olur. Bu da gösterir ki, hayvanın vazifesi öğrenerek kemale ermek değil, vazifesiyle Allah’a ibadet görevini yerine getirmektir. Buna karşılık insan, her konuda bilgisiz olarak dünyaya gönderilir. Yürüyüp ayağa kalkması bile ortalama bir yıl, hayata adapte olması yıllar, öğrenmesi ise denebilir ki bir ömür alır. Şu halde insanın kemali ilimde ve bu ilmi Allah’a kulluk adına kullanmadadır.
  • 78. Mürselat, Nebe’, Naziat, Abese, Tekvir ve İnfitar Suresi- Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 08.04.2026 47min
    Cehennem Ateşi’nin kıvılcımlarının saraya ve dağılıp yayılmalarının sarı renkli deve sürülerinin dağılıp yayılmasına benzetilmesinde kıvılcımların büyüklüğü kadar, Ateş’e müstehak olmada insanın dünyada onu iman ve ibadetten alıkoyan saraya, rahata, lükse, (çöl hayatında pek değerli) sarı develere ve onlara kıyasla, her dönem insanların tutkusunu çeken vasıtalara düşkünlüğüne de işaret vardır denebilir.
  • 77. Müzzemmil, Müddessir, Kıyamet ve İnsan Suresi- Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 07.04.2026 47min
    Sabah ve gündüz namazlarında Rabbin isminin zikredilmesi, buna karşılık Akşam Namazı ve Yatsı Namazı için secdenin öne çıkarılması, Teheccüd Namazı’nda ise uzun uzun tesbihten söz edilmesinden, Sabah Namazı ile gündüz namazlarında kıraatin uzun tutulması, Akşam Namazı ile Yatsı Namazı’nda secdenin daha bir önemli olduğu, kıraatin kısa tutulacağı, Teheccüd Namazı’nda ise tesbihin, yani bir bakıma namazın bütün rükünlerinin uzun tutulması ve namaz içinde ve dışında tesbihe bilhassa önem verilmesi manâsı çıkarılabilir.
  • 76. Mearic, Nuh ve Cin Suresi- Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 06.04.2026 31min
    Hz. Cebrail (a.s.) Allah Rasûlü’ne vahyi getirirken, yol boyunca sayısız denebilecek melek ona eşlik eder, vahye müdahale etmek isteyen şerli cinleri, şeytanları kovarlar, bazı melekler de Allah Rasûlü’nün etrafını kuşatırlardı. Allah Rasûlü (s.a.s.) vahyi tebliğ ederken de benzer bir koruma olurdu. Yani vahiy ve onunla bildirilen İlâhî–gaybî gerçekler, Allah’tan geldiği şekilde hiçbir değişikliğe, eksiltme ve artırmaya maruz kalmadan insanlara tebliğ edilmiştir. Cenab–ı Allah (c.c.), vahyin Allah Rasûlü’ne iletilmesini, O’nun tarafından insanlara tebliğ edilmesini tam bir emniyet altına almış, bu esnada olup biten her şey gibi, vahye ve onun tebliğine karşı insanların davranışlarını da aynı şekilde tesbit buyurmuştur.
  • 75. Kalem ve Hakka Suresi - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 05.04.2026 27min
    Allah Rasûlü’nün en yüksek derecede sahip olduğu ahlâk, tarihen ve herkes nezdinde sabittir. Son asırların en garazkâr ve kasıtlı birkaç oryantalisti dışında, O’nun en amansız düşmanları bile O’nun bu eşsiz ahlâkına dil uzatmamış, uzatamamıştır. (O’nun bu ahlâkı hakkında bkn: Fethullah Gülen, Sonsuz Nur, c:2.) Hz. Ayşe (r.ah.) O’nun ahlâkı hakkında soranlara, “Siz Kur’ân okumuyor musunuz? O’nun ahlâkı Kur’ân’dı.” cevabını vermiştir Bu manâda âyet, hem O’nun ahlâkının ne kadar büyük olduğunu, hem de O’nun bu ahlâk üzerinde yol aldığını, ahlâkının, yani bir bakıma Kur’ân’ın, O’nun davranışlarının temelini oluşturduğunu, O’nun canlı Kur’ân olduğunu ifade etmektedir.
  • 74. Tahrim ve Mülk Suresi - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 04.04.2026 43min
    Çevremizdeki varlığa ve kendi varlığımıza sathî bir bakış bile Allah’ın inkârın muhal olduğunu ortaya koymaya yeter. Mekke müşrikleri de Allah’ı inkâr edemiyorlardı ve onlar O’nu inkâr davası güden modern ateist ve materyalistlerden daha akıllıydılar. Ama insan, nefsine mağlûbiyetle hayatını tanzim etmek, dilediğince yaşamak için kendi üzerinde güç olsun istemez. Bu sebeple de, hayatına yön verme adına kendisi ve çevresi üzerindeki hakimiyette Allah’a nefsini, heveslerini, arzularını ortak koşmaya girişir. Sonra da, bu suçluluğunu paylaşmak için daha başka nesnelere de rububiyet ve ilahlık verir. İşte bundan dolayıdır ki Kur’ân, Allah’ın birliği, Tevhid üzerinde ısrarla durur.
  • 73. Münafıkûn, Teğâbün ve Talak Suresi - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 03.04.2026 38min
    Her şeyi ve insanların davranışları dahil her hadiseyi yaratan Allah’tır. Ve O’nun yaratması kendi zâtında güzeldir. O’nun insanları yaratması da güzeldir. O, her bir insanı iman edebilme kabiliyeti, imana temayül ve iman için gerekli donanımla yaratır. Bununla birlikte, bazı insanlar bu donanımlarını istismar eder, yanlış kullanır ve küfre düşerler. İnsanları iç hallerini bilemediğimiz ve bilme gibi bir sorumluluğumuz da olmadığı için, dünyada beyanlarına ve davranışlarına göre hükmederiz ve dolayısıyla bazılarına mü’min, bazılarına ise kâfir muamelesinde bulunuruz. Bununla birlikte, Cenab–ı Allah (c.c.), herkesin her yaptığını ve niçin yaptığını kusursuz olarak bilir ve dolayısıyla O, insanlar gerçekte ne ise ona göre hükmeder. O’nun katında da bazı insanlar gerçekten mü’min, bazıları gerçekten kâfirdir. Bununla birlikte, bir de imana yol bulamayan, kendilerine tebliğ gitmemiş fetret ehli vardır ki, bunlar kavramın tam anlamıyla mü’min olmamakla birlikte, durumları Allah’a kalmıştır. Âyet, münafıklar için de ikaz ihtiva etmekte ve insanları imanda samimiyete çağırmaktadır.
  • 72. Mümtehine, Saff ve Cuma Suresi - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 02.04.2026 35min
    Ey iman edenler! Sizi pek acı bir azaptan kurtaracak çok kârlı bir ticareti size bildireyim mi? Allah’a ve Rasûlü’ne gerektiği gibi inanır ve Allah yolunda mallarınız ve canlarınızla cihad edersiniz. Eğer biliyorsanız, sizin için hayırlı olan budur.
  • 71. Mücadile ve Haşr Suresi - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 01.04.2026 43min
    Cenab–ı Allah (c.c.), âyetin diliyle, O’nu unutanlara ve bu vesileyle mü’minlere şöyle sesleniyor: Siz, kendinizi de unuttunuz, kendinizin farkında değilsiniz. Başkalarını hep ölüme mahkûm gördüğünüz halde kendiniz için ölümü hiç aklınıza getirmezsiniz. İş yapma ve zorluklara katlanma vakti hep yan çizer, fakat ücret alma zamanı daima ön sırayı kollarsınız. Günlük hayatınızda asla Allah’ı ve O’nun emirlerini, yasaklarını hatırlamak istemez, keyfinize göre yaşar, böylece dünyada var oluş gayenizi hiç düşünmezsiniz. Kendinizi bundan kurtarmak, ve siz ey mü’minler, aynı duruma düşmek istemiyorsanız, ölümü akıldan çıkarmayın ve ona hazır olun, ama dünyada mükâfat beklemeyi ve almayı düşünmeyin, gaye edinmeyin. Dünyada niçin varsınız ve varlık gayeniz size neyi gerektiriyor; kimin yolunda hangi gaye için çalışmalısınız, bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Yoksa bir gün gelecek ve size denecektir: “Siz nasıl size va’dedilen bugüne ulaşmayı unuttunuz ve hiç hesaba katmadı iseniz, bugün de (af ve mağfiret konusunda) Biz sizi unutuyoruz. Barınağınız Ateş’tir ve size yardım edecek hiç kimse yoktur.” (Câsiye Sûresi/45: 34)
  • 70. Hadid Suresi - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 31.03.2026 32min
    Allah Rasûlü aleyhissalâtü vesselâm, “İslâm’da ruhbanlık yoktur.” buyurmuşlardır. Yine O, “Ümmetimin ruhbanlığı, Allah yolunda cihaddır.” açıklamasında bulunmuşlardır. İslâm, şahsî feyiz ve kemalât için insanlardan uzaklaşıp bir köşeye çekilmeyi tasvip etmez. Bunun yerine, insanlar içinde bulunup, pek çok çile ve ızdırabı beraberinde getirecek de olsa, onların dünya ve bilhassa Âhiret saadetleri adına çalışmayı teşvik eder. Bununla birlikte, tarihte özellikle Müslüman sufiler arasında uzlet ve inzivayı tercih edenler olmuşsa da onlar, bunu daha çok eğitim için ve bir süreliğine yapmış, genellikle irşad adına insanların içinde kalma yolunu seçmişlerdir.
  • 69. Vakıa Suresi - Allah Kelâmı Kurân-ı Kerim'in Açıklamalı Meali 30.03.2026 21min
    Cenab–ı Hakk’ın bize bahşettiği her şey safi nimettir. Bu bakımdan, O’na daima şükür halinde olmamız gerekmektedir. Eğer hikmeti gereği bazen bizi sıkar ve nimetini az verse bile, asla O’ndan şikâyetçi olmamalı, eğer şikâyet etmemiz gerekecekse, ancak kendimizden şikâyet etmeliyiz. Allah (c.c.), nimetin kadrini öğrenmemiz ve gereken şükrü ifa etmemiz, zaman zaman da günahlarımızdan tevbe ile kendimize gelmemiz için bazen nimetini kısar, bazen hastalık verir, bazen bizi musibetlere düçar bırakır. Bütün bunlardaki sebep ve hikmeti kavrayıp, ona göre davranmamız gerekmektedir. Dolayısıyla, bilhassa mü’min kullarına O’ndan ne gelirse gelsin şükrü gerektiren bir hayırdır.

I/E popullarizuar në

Ky podkast shfaqet edhe në listat e podkasteve të këtyre shteteve.