Yenilenme Cehdi - Kırık Testi 12

Yenilenme Cehdi - Kırık Testi 12

Pirlanta Dinle
Land Turkiet
Genrer Konst, Böcker
Språk TR
Avsnitt 31
Senaste 23.08.2026

Bu bölümde, salih amel ve faydalı işlerdeki güzel başlangıçların neticeye ermek için tek başına yeterli olmadığı anlatılıyor. Nice büyük hamlenin baharı görmeden hazana erdiği, geride yıkık rüyalar bırakarak tarihin tozlu sayfalarında kaybolduğu hatırlatılıyor. Asıl mesele, varlık sahnesine çıkan bir aksiyonun kök salıp meyve veren bir ağaca nasıl dönüşeceğidir; yani süreklilik, sebat ve ihlâs. Kırık Testi serisinin bu bölümü, dinî ve hikmet yüklü bir sohbet eşliğinde yenilenme cehdinin nasıl kalıcı hale geleceğini sorguluyor.

Avsnitt

  • 31. Hazımsızlık - Yenilenme Cehdi 23.08.2026 12min
    Öte yan­dan bu tür prob­lem­le­rin üs­te­sin­den gel­me adı­na, sü­rek­li çev­re­niz­de­ki in­san­la­ra iman­da de­rin­leş­me yol­la­rı­nı gös­ter­me­li, ih­lâs ve uhuv­ve­ti na­za­ra ver­me­li, on­la­rı sü­rek­li soh­bet-i câ­nan­la re­ha­bi­li­te et­me­li ve böy­le­ce on­la­rın ne­fis ve ena­ni­yet ci­he­tiy­le fena bu­la­rak kal­bî ve ruhî ha­yat­la­rı iti­ba­rıy­la ye­ni­den bekâ bil­lâ­ha maz­har ol­ma­la­rı is­ti­ka­me­tin­de cehd ve gay­ret gös­ter­me­li­si­niz. Soh­bet­le­ri­ni­zin bi­rin­ci gün­dem mad­de­si, Al­lah’la mü­na­se­bet­le­ri­mi­zi, dur­ma­mız ge­re­ken yer­de tam du­rup dur­ma­dı­ğı­mı­zı, dü­şün­ce dün­ya­mız iti­ba­rıy­la Kur’ânî çiz­gi­de olup ol­ma­dı­ğı­mı­zı bir kere daha göz­den ge­çir­me ol­ma­lı­dır. Her se­fe­rin­de soh­bet-i câ­nan­la ye­ni­den can­lan­ma­lı, bir kere daha dol­ma­lı ve tek­rar şarj ol­ma­lı­yız. Böy­le bü­yük bir me­se­le kar­şı­sın­da fa­lan yer­de okul açma, fi­lân yer­de üni­ver­si­te açma gibi iş­ler çok kü­çük ka­lır. İşte bu za­vi­ye­den me­se­le­ye ba­kın­ca, ne­re­de ek­si­ği­miz ol­du­ğu­nu gör­mek müm­kün­dür. Biz otu­rup kal­kıp sü­rek­li soh­bet-i câ­nan de­me­di­ği­miz­den, söz­le­ri evi­rip çe­vi­rip Al­lah ve Re­sû­lul­lah’a (sal­lal­lâ­hu aley­hi ve sel­lem) ge­ti­re­me­di­ği­miz­den, sü­rek­li tah­ki­kî iman et­ra­fın­da tah­şi­dat­ta bu­lu­na­ma­dı­ğı­mız­dan ha­set ve ha­zım­sız­lık de­ni­len o ca­na­va­rın ağ­zı­na fer­mu­ar vu­ra­mı­yo­ruz. Ağ­zı­na fer­mu­ar vu­ra­ma­dı­ğı­mız için de bu ca­na­var Müs­lü­man­la­rı ya­muk yu­muk ko­nuş­tu­ru­yor ve ya­muk yu­muk dav­ra­nış­lar içi­ne iti­yor.
  • 30. Kâmil Niyetin Özellikleri - Yenilenme Cehdi 23.08.2026 20min
    Ni­ye­tin ta­ri­fin­de ifa­de edi­len “kal­bin kas­tı” me­se­le­si­nin doğ­ru an­la­şıl­ma­sı için ko­nu­yu bi­raz daha aç­ma­mız ge­re­kir. Şöy­le ki, ni­yet­te­ki kas­dü’l-kalb me­se­le­si, bir şeyi sa­de­ce akıl ve kalb­den ge­çir­me de­mek de­ğil­dir. Bi­lâ­kis o, in­sa­nın ni­yet et­ti­ği hu­sus­ta azim­li ve ka­rar­lı ol­ma­sı ve ni­ye­ti­ni he­men ame­le dö­nüş­tür­me ceh­di için­de bu­lun­ma­sı de­mek­tir. Di­ğer bir ifa­dey­le Al­lah’a te­vec­cüh, ni­ye­tin na­za­rî ya­nı­nı oluş­tu­rur­ken, onun pra­ti­ğe dö­kül­me­si ame­lî bu­udu­nu teş­kil eder. Bu açı­dan ni­yet edi­len me­se­le­nin re­ali­ze edil­me­si ve onun pra­ti­ğe ta­şın­ma­sın­da ka­rar­lı ol­mak ge­re­kir.
  • 29. Nazarî ve Amelî Milliyetperverlik - Yenilenme Cehdi 22.08.2026 14min
    Esa­sın­da İs­lâm ta­ri­hin­de ni­fak şe­be­ke­si­nin men­şei Pers kül­tü­rü­ne da­ya­nır. Haz­re­ti Ebû Be­kir ve Haz­re­ti Ömer düş­man­lı­ğı, İs­lâm’ın için­de ilk ni­fak şe­be­ke­si­nin oluş­ma­sı­na ve ilk ni­fak to­hum­la­rı­nın İs­lâm top­ra­ğı­na atıl­ma­sı­na se­bep ol­muş­tur. On­dan son­ra ni­fak dü­şün­ce­si de­ği­şik za­man­lar­da, fark­lı bo­yut, fark­lı renk, fark­lı de­sen ve fark­lı şi­ve­ler­le muh­te­lif eş­rar ve füc­car ta­ra­fın­dan hep tem­sil edi­le­gel­miş­tir. Irk­çı­lık dü­şün­ce­si de böy­le bir ni­fak an­la­yı­şı­nın ürü­nü­dür. 
  • 28. İntihar - Yenilenme Cehdi 22.08.2026 15min
    Fu­ka­ha­dan ba­zı­la­rı, in­ti­har eden bir in­sa­nı, mür­ted gibi farz ede­rek, onun na­ma­zı­nın kı­lın­ma­ya­ca­ğı­na hük­met­miş­tir. Fa­kat mu­vak­kat cin­net ge­çi­ren bir in­sa­nın bu cin­net es­na­sın­da in­ti­ha­ra kal­kış­mış ola­bi­le­ce­ği mü­lâ­ha­za­sı da var­dır. Bu du­rum­da bu­lu­nan in­san ise, aklî den­ge­si­ni yi­tir­di­ğin­den do­la­yı ne yap­tı­ğı­nın şu­urun­da ol­maz. Bu se­bep­le, in­ti­har eden bir kim­se­nin han­gi sa­ik­le ca­nı­na kıy­dı­ğı­nı ve ya­şa­dı­ğı ha­di­se­nin arka pla­nı­nın ne ol­du­ğu­nu tam ola­rak bi­le­me­di­ği­miz­den, bi­zim bu gibi in­san­lar hak­kın­da hüs­nü­zan ede­rek di­ni­mi­zin em­ret­ti­ği şe­kil­de on­la­rın tec­hiz ü tek­fi­ni­ni yap­ma­mız­da, ce­na­ze na­maz­la­rı­nı kı­lıp hak­la­rın­da hüsn-ü şe­ha­det­te bu­lun­ma­mız­da mah­zur gö­rül­me­miş­tir.
  • 27. Huneyn Gazvesi’nin Hatırlattıkları - Yenilenme Cehdi 20.08.2026 14min
     Evet, biz ne tür ba­şa­rı­la­ra imza atar­sak ata­lım ken­di­mi­zi hep O’nun boy­nu tas­ma­lı kapı kul­la­rı gör­me­li­yiz. Za­ten ken­di­mi­zi O’nun ha­lâ­iki gö­rür­sek, di­ğer bü­tün kul­luk­lar­dan kur­tul­muş olu­ruz. Bu aynı za­man­da, baş­ka­la­rı­nın ken­di­le­ri­ne göre oluş­tur­duk­la­rı kast sis­tem­le­rin­de bizi ha­la­ik gibi kul­lan­ma­la­rın­dan kur­tul­ma, kula kul olma gibi bir esa­ret­ten sıy­rıl­ma de­mek­tir. Zira Al­lah’a kul ol­ma­yan­lar, çok de­ği­şik şey­le­rin kulu-kö­le­si ha­li­ne ge­lir­ler. Ba­zı­la­rı şeh­ve­te, ba­zı­la­rı bo­hem­li­ğe, ba­zı­la­rı men­fa­ate, ba­zı­la­rı şöh­re­te; ba­zı­la­rı da güç ve kuv­ve­te kul olur ve her şeyi kuv­vet­le hal­le­de­cek­le­ri­ni zan­ne­de­rek çe­şit çe­şit zu­lüm­le­re gi­rer­ler. Bu in­san­la­rın hep­si­ne siz esir gö­züy­le ba­ka­bi­lir­si­niz. Hat­ta Al­lah’a kul ol­ma­yan bu ki­şi­le­rin esir ol­du­ğu­na dair ye­min et­se­niz, ye­mi­ni­niz­de hâ­nis (ya­lan­cı) ol­maz­sı­nız. Çün­kü bu şa­hıs­lar­dan ki­mi­le­ri­nin boy­nun­da on, ki­mi­le­ri­nin beş, ki­mi­le­ri­nin ise iki tane esa­ret zin­ci­ri var­dır.
  • 26. Dengedeki Bir Aşk u Heyecan İnsanı: Hazreti Mevlâna - Yenilenme Cehdi 19.08.2026 14min
    De­mek ki, in­san önce kâ­mil bir ima­na sa­hip ol­ma­lı, ar­dın­dan arı­za­sız ku­sur­suz İs­lâ­mi­yet’i ya­şa­ma­lı, daha son­ra bü­tün de­rin­li­ğiy­le ih­lâ­sı vic­da­nın­da duy­ma­ya, ih­san şu­uru­na ulaş­ma­ya ça­lış­ma­lı, vic­dan bil­gi­siy­le Al­lah’ı tam bil­me yo­lun­da ol­ma­lı, yap­tı­ğı amel­le­ri ta­bi­atı­nın bir de­rin­li­ği ha­li­ne ge­tir­me­li ki zevk-i ru­ha­nî­ye, şevk-i ilâ­hî­ye ulaş­sın. Yani sağ­lam bir iman, sağ­lam bir İs­lâ­mi­yet, sağ­lam bir ih­san şu­uru, de­rin bir mâ­ri­fe­tul­lah ve mu­hab­be­tul­lah ol­ma­dan aşk u şev­ke ulaş­mak müm­kün de­ğil­dir. İşte Haz­re­ti Mev­lâ­na’nın cez­be­ye ge­lip, aşk u şevk­le ge­ri­lip ken­din­den geç­me­si­ni bu za­vi­ye­den ele al­mak ge­re­kir.
  • 25. Kendi Kaynaklarımızdan Âzamî Derecede İstifade - Yenilenme Cehdi 18.08.2026 14min
    Ken­di dü­şün­ce­si­ni ihya veya ken­di dü­şün­ce çiz­gi­sin­de bir di­ri­li­şi te­min etme adı­na in­san­lar­da ön­ce­lik­le cin­net de­re­ce­sin­de bir he­ye­can ol­ma­lı­dır. İn­sa­nı ye­rin­de dur­dur­ma­yan, onu deli-di­va­ne gibi sağa-sola sa­la­cak bir he­ye­can! Eğer böy­le bir he­ye­can yok ise in­san­la­rı ül­fet­ten, ün­si­yet­ten, yol yor­gun­lu­ğun­dan kur­ta­rıp bir yere tev­cih et­mek ol­duk­ça zor­dur. 
  • 24. Kendini İfade Etme Arzusu - Yenilenme Cehdi 17.08.2026 11min
    İşte ben, mil­le­ti­mi­zin na­maz va­zi­fe­si­nin eda­sı için “kıl­ma” ta­bi­ri­ni kul­lan­ma­sı­nı, onun edep ve ter­bi­ye­si­nin bir ge­re­ği ola­rak gö­rü­yo­rum. İh­ti­mal ki in­sa­nı­mız şöy­le dü­şün­mek­te­dir: “Eğer kıl­dı­ğım na­ma­zın iç veya dış ya­pı­sın­da bir arı­za var­sa, ben bu na­ma­zı ikâ­me et­tim di­ye­mem. Bi­lâ­kis onu, gü­cü­mün yet­ti­ğin­ce şek­len eda et­tim. An­cak Ce­nâb-ı Hakk’ın en­gin rah­me­tin­den ümit ede­rim ki, O, be­nim gibi na­ma­zı­nı ya­rım-ya­ma­lak eda eden bir in­sa­nı da af­fe­der.” Mah­vi­yet, ha­ca­let ve te­va­zu mü­lâ­ha­za­sı­nın bir so­nu­cu ola­rak or­ta­ya çık­tı­ğı­na inan­dı­ğım böy­le bir ifa­de­ye ba­yıl­dı­ğı­mı söy­le­ye­bi­li­rim.
  • 23. Emanette Emin Miyiz? - Yenilenme Cehdi 14.08.2026 11min
    Baş­la­rı­mı­zın tacı olan Kur’ân-ı Ke­rim de bize bir ema­net­tir. Onun hem ha­fız­la­rın zi­hin­le­rin­de hem de mânâ ve muh­te­va­sı­na sa­hip çı­kı­la­rak ko­ru­nup mu­ha­fa­za edil­me­si ge­re­kir. Şa­yet Kur’ân-ı Ke­rim, mânâ ve muh­te­va­sıy­la bi­lin­mi­yor­sa, onun kadr ü kıy­me­ti de bi­lin­mi­yor de­mek­tir. Unu­tul­ma­ma­lı ki, gırt­lak ağa­la­rı­na ema­net ede­rek sa­de­ce din­le­yip te­sel­li bul­mak­la Kur’ân’a sa­hip çık­mış ol­ma­yız. Asıl, renk at­ma­sı­na ve sol­ma­sı­na mey­dan ver­mek­si­zin Kur’ân’ın top­lum için­de hep can­lı kal­ma­sı­nı sağ­la­ma­lı, onu dün­ya­nın bi­ri­cik ki­ta­bı ha­li­ne ge­tir­me adı­na ça­lı­şıp ça­ba­la­ma­lı ve onun ru­hu­nu, ruh­la­ra üf­le­ye­rek bu ema­ne­te sa­hip çık­ma­lı­yız. Eğer arz et­ti­ğim çer­çe­ve­de ona sa­hip çı­ka­mı­yor­sak, ka­di­fe kı­lıf­lar içi­ne ko­yup ya­tak oda­la­rın­da baş­la­rı­mı­zın üze­ri­ne as­sak da, o ema­ne­te iha­net edi­yo­ruz de­mek­tir.
  • 22. Heyecan ve Mantık Buudlu Adanmış Ruhlar - Yenilenme Cehdi 14.08.2026 23min
    Ay­rı­ca bi­zim ta­lip ol­du­ğu­muz ve ger­çek­leş­tir­me­ye ça­lış­tı­ğı­mız yüce bir mef­kû­re­miz var­sa, bir yer­de yol­la­rın tı­ka­nıp kal­ma­sı bizi yo­lu­muz­dan alı­koy­ma­ma­lı­dır. İna­nan gö­nül­ler ola­rak biz, yü­rü­dü­ğü­müz bir yol tı­kan­dı­ğın­da, al­ter­na­tif baş­ka bir yol bu­lur ve ora­dan yo­lu­mu­za de­vam ede­riz; o da tı­ka­na­cak olur­sa yeni bir yol araş­tır­ma­ya ko­yu­lu­ruz. Yol­lar büs­bü­tün yü­rün­mez hâle gel­se bile, “Biz ya­pa­maz­sak biz­den son­ra­ki ne­sil, on­lar da ya­pa­maz­sa on­lar­dan son­ra­ki ne­sil Al­lah’ın izni ve ina­ye­tiy­le mut­la­ka bu gaye-i ha­ya­li ger­çek­leş­ti­re­cek­tir.” der ve ha­ya­tı­mız bo­yun­ca ümi­di­miz­den hiç­bir şey kay­bet­me­den ça­lı­şıp ça­ba­la­ma­ya de­vam ede­riz. Ge­re­kir­se yıl­dız­la­rı gök­ten aşa­ğı çe­kip, on­lar­la bir kı­sım oyun­lar oy­na­ya­cak ka­dar âlî him­met­le yük­sek ga­ye­ler pe­şin­de ko­şar, dûn him­met­li­ğin in­sa­nı öl­dü­re­ce­ği mü­lâ­ha­za­sıy­la çı­ta­yı hep yük­sek tut­ma­ya ça­lı­şı­rız. 
  • 21. Mükemmellik Düşüncesi ve Tevazu - Yenilenme Cehdi 13.08.2026 11min
    ..mür­şid ve mü­bel­liğ, ne ya­pıp edip mut­la­ka Al­lah’ı hoş­nut ede­cek, de­rin­ce ve çok bu­ud­lu ilme sa­hip ol­ma­ya ça­lış­ma­lı­dır. Fa­kat ir­şad ve teb­liğ için sa­de­ce ilim ve mâ­ri­fet ye­ter­li de­ğil­dir. Aynı za­man­da in­sa­noğ­lu­nun, bu çok önem­li va­ri­dat ve mev­hi­be­le­rin ta­ma­men Ce­nâb-ı Hakk’ın lü­tuf ve ih­sa­nı ol­du­ğu­nun şu­urun­da bu­lun­ma­sı ge­re­kir. Üs­tad’ın Mek­tu­bat’ta dik­kat çek­ti­ği üze­re as­lın­da bü­tün bu ni­met­ler Sul­tan ta­ra­fın­dan in­sa­na giy­di­ri­len bir kürk gi­bi­dir. Do­la­yı­sıy­la bu ni­met­ler gör­mez­den ge­li­ne­mez. Fa­kat on­la­rın bize ait ol­ma­dık­la­rı mü­lâ­ha­za­sı­nı da hiç­bir za­man unut­ma­ma­lı­yız. Yani bi­zim yap­ma­mız ge­re­ken, gü­zel­li­ği in­kâr et­me­ye­rek onu asıl sa­hi­bi­ne ver­mek­tir.
  • 20. Adanmışlık Ruhu ve Hayat Standardı - Yenilenme Cehdi 13.08.2026 22min
    Hu­su­siy­le Kur’an ve iman hiz­me­ti­ne gö­nül ver­miş ina­nan­lar için ka­na­at daha bir ehem­mi­yet arz eder. On­la­ra, ço­luk ço­cu­ğu­nu ve ken­di­si­ni ge­çin­di­re­cek mik­tar­da bir maaş tak­dir edil­me­si, on­la­rı is­tih­dam eden­le­rin va­zi­fe­si­dir. An­cak adan­mış­lık yo­lu­na baş ko­yan­la­rın da bir ömür boyu hep muk­te­sit ve ka­na­at­kâr ol­ma­la­rı ve ken­di ha­yat­la­rı­nı dı­şa­rı­da­ki in­san­la­rın ha­yat­la­rıy­la mu­ka­ye­se­ye gi­riş­me­me­le­ri ge­re­kir. İs­ter yurt için­de is­ter­se yurt dı­şın­da, ne­re­de olur­sa ol­sun adan­mış ruh­lar burs öl­çü­sün­de bir ma­aş­la ça­lış­ma­ya ken­di­le­ri­ni alış­tır­ma­lı­dır­lar. Dı­şa­rı­da­ki in­san­la­rın çok yük­sek ma­aş­lar­la ça­lış­ma­la­rı fe­da­kâr­lık uf­kun­da per­vaz eden­ler için ör­nek teş­kil et­mez. On­lar ev-bark sa­hi­bi ol­ma­yı dü­şün­mez, ba­şı­nı so­ka­cak­la­rı ki­ra­lık bir ev bu­lur ve ço­luk ço­cuk­la­rı­nın ge­çi­mi­ni te­min ede­cek mik­tar­da Ce­nâb-ı Hakk’ın lüt­fet­ti­ği şey­ler­le ge­çi­nir gi­der­ler.
  • 19. Çaresizlerin Duası Ve Ardına Kadar Açılan Rahmet Kapıları - Yenilenme Cehdi 12.08.2026 27min
    Ba­zen öyle ız­dı­rap­lı dö­nem­ler ya­şa­nır ki, mil­let fert­le­ri ça­re­siz­lik için­de dört bir ta­raf­tan ku­şa­tıl­dı­ğı­nı his­se­der, iç­ten içe sü­rek­li kıv­ra­nır du­rur. İşte böy­le bir hâl­de in­san­lar şi­kâ­yet et­mez, du­rum­la­rı­nı sa­de­ce Al­lah’a arz eder, O’na el açar, yal­va­rıp ya­ka­rır­lar­sa, bu, on­lar için en mak­bul bir dua hük­mü­ne ge­çer. Esa­sen, iç­ti­maî ah­va­lin boz bu­la­nık bir hâl al­dı­ğı, dün­ya­nın dört bir ya­nın­da za­lim­le­rin “hay­huy”unun du­yul­du­ğu, maz­lum­la­rın inil­ti­le­ri­nin ney gibi din­len­di­ği ve yı­ğın­la­rın ça­re­siz­lik için­de kıv­ra­nıp dur­du­ğu şu gün­ler­de Ce­nâb-ı Hak ina­nan gö­nül­le­ri içi­ne düş­tük­le­ri bu zil­let­ten kur­ta­ra­cak ve on­la­ra yer­yü­zü mi­ras­çı­lı­ğı­na gi­den yol­la­rı aça­cak­sa, her hâl­de bu, ız­dı­rap için­de ya­şa­dık­tan ve ız­tı­rar du­asıy­la Ce­nâb-ı Hakk’a tam te­vec­cüh et­tik­ten son­ra ola­cak­tır. Za­ten tam bir tev­hit için­de O’na yö­nel­me­yen­le­rin, ve­ri­le­cek ema­ne­te hı­ya­net etme ih­ti­ma­li var­dır. Zira o ema­net an­cak im­ti­han­lar­dan geç­miş, ız­tı­rar hâ­liy­le ız­dı­rap çek­miş in­san­la­ra dev­re­di­lir. Ra­hat için­de elde edi­len ni­met­le­ri ko­ru­mak ol­duk­ça zor­dur. Top­lum ara­sın­da yay­gın olan, “hay­dan ge­len huya gi­der” sözü de bu ha­ki­ka­ti ifa­de et­mek­te­dir. Me­se­la mi­ras yo­luy­la elde edi­len mal­lar ge­nel­lik­le kıy­me­ti bi­li­ne­me­di­ğin­den mi­ras­ye­di­ler ta­ra­fın­dan sa­çı­lıp sav­rul­mak­ta­dır.
  • 18. Mü’minin Mü’mine Karşı En Büyük Yardımı: Dua - Yenilenme Cehdi 11.08.2026 18min
    ..biz de Efen­di­ler Efen­di­si’nin nur­lu be­yan­la­rıy­la Rab­bi­miz’e te­vec­cüh ede­bi­li­riz. Bu açı­dan bir in­san du­ala­rın­da bin defa:“Al­lah’ım, ne­bin Haz­re­ti Mu­ham­med’in (sal­lal­lâ­hu aley­hi ve sel­lem) Sen­den is­te­di­ği her hay­rı Sen­den is­ti­yor, yine ne­bin Haz­re­ti Mu­ham­med’in (sal­lal­lâ­hu aley­hi ve sel­lem), şer­rin­den Sana sı­ğın­dı­ğı şey­ler­den de yine Sana sı­ğı­nı­yo­ruz.” dese, yine de şah­sı adı­na bunu az gö­rüp “daha çok ola­bi­lir” de­me­li­dir. Çün­kü Al­lah Re­sû­lü (aley­hi ek­me­lüt­te­hâ­yâ) Al­lah’ın sev­me­di­ği, O’nun razı ol­ma­dı­ğı bir şeyi O’ndan is­te­me­miş­tir.
  • 17. En Yüce Gaye ve Merak Duygusu - Yenilenme Cehdi 11.08.2026 14min
    Al­lah’ım sana kur­ban ola­yım! İyi ki bize Ken­di­ni ve Efen­di­ler Efen­di­si’ni bu öl­çü­de bile olsa ta­nı­tıp du­yur­muş­sun. Ha­ya­tı­mız için ha­ya­tî de­re­ce­de lü­zum­lu ve bizi Sana ya­kın­laş­tı­rı­cı olan İs­lâ­mi­yet’i bize na­sip et­miş­sin. Al­lah’ım bü­tün bun­lar­dan do­la­yı Sana bin­ler­ce hamd ü senâ ol­sun!
  • 16. Suizan ve Haset, Sohbet ve Nasihatten İstifade - Yenilenme Cehdi 10.08.2026 26min
    Sohbete kulak veren insanların sohbet eden zat hakkında olumsuz düşüncelere girmemeleri ve söylenilen sözleri kabule açık bulunmaları da sohbetten istifade adına çok önemlidir. Konuşulan sözlerin, sadece kulağa girmesi değil, kalbe de tesir ederek değişik değerlendirme mekanizmalarında hazmedilebilmesi, ancak dinleyenin önyargılardan uzak bulunmasına bağlıdır.
  • 15. Beşerî Münasebetlerde Nezaket Ve Zarafet, İnayet Çağrısı - Yenilenme Cehdi 10.08.2026 27min
    “Allah’ım bu yolda yürümek benim haddim değil ama ben kendimi bu işe verdim. Enbiya-yı izâma, evliya-i fihâma, ebrar-ı kirama baktım, hepsi bu deryada yüzüyorlar. Ben de her ne kadar yüzmeyi beceremesem de onların yolundan gitme arzu ve niyetindeyim.” deyip o deryaya atlaması bir inayet çağrısı olur. Allah (celle celâluhu) Kendisine teveccüh etmiş böyle bir kulun boğulmasına fırsat vermez ve elinden tutup onu oradan çıkarır. 
  • 14. Hakka Hizmete Engel Olan Gaflet Türleri - Yenilenme Cehdi 09.08.2026 32min
    Cenâb-ı Hak tarafından toplumların diriliş, yükseliş ve çözülüş dönemleri için kaderî planda belli bir zaman takdir edilmiştir. Fakat biz takdir edilen bu zamanın süresini bilemeyiz. Mesela, hayatlarını başkalarını diriltmeye vakfeden, “âlemi diriltmezsek bizim de dirilmeden nasibimiz olamaz” mülâhazasına kilitli bulunan iman ve aşk u şevk kahramanlarının yaşadığı dönemi birinci fasıl olarak ele alalım. Şimdi biz, kaderî planda bu fasıl için takdir edilen zamanı bilemediğimizden dolayı, “bu faslın ömrü elli senedir; yüz senedir” gibi bir değerlendirmede bulunamayız. Çünkü kader, ilm-i ilâhînin bir tezahürüdür. Biz ise bu ilmî programı bilemeyiz. O hâlde bize düşen, ister birinci, ister ikinci, isterse üçüncü fasıl olsun, hangi dönemde bulunursak bulunalım, irademizin hakkını vererek o dönemdeki hayır ve güzelliklerin ömrünü uzatmaya çalışmak olmalıdır.
  • 13. Gafleti Dağıtacak İksir: Zikir - Yenilenme Cehdi 09.08.2026 25min
    Tabiî zikir sadece bazı şeyleri dille vird-i zeban etmek demek değildir; aynı zamanda o, bazı şeyleri anmak ve hatırlamak suretiyle tefekkür etme ameliyesidir. Bu açıdan, mesela, Mus’ab İbn Umeyr ve Sa’d İbn Muaz gibi zatları, kahramanlıkları ve hakka yürüyüşleriyle hatırlamak da bir zikirdir. Böyle bir hatırlama, gaflet içinde bulunan insanın gafletini dağıtacak, yeniden kendine gelip kendini keşfetmesine, konumu itibarıyla kendini doğru okuyup doğru yorumlamasına ve böylece Cenâb-ı Hakk’ın mârifetine doğru yürümesine vesile olacaktır. Evet, insanın kendini doğru okuması, konumunu belirlemesi, durduğu yer ile durması gerekli olan yere bakması ve aradaki mesafeyi ölçmesi gibi enfüste yapacağı bütün tefekkür, tedebbür ve tezekkürler zikir kategorisi içinde mütalâa edilebilir.
  • 12. Güzergâh Emniyeti ve Siyer Felsefesi ve Hudeybiye Sulhü - Yenilenme Cehdi 08.08.2026 32min
    Hâsılı günümüz şartları içinde sizin hesabınıza olumlu bir şeylerin olmasını arzu ediyorsanız, bunun, dostluk, taraftarlık ve sempatizanlık atmosferi içinde olacağını asla unutmamalısınız. Eğer farklı kültür ve anlayıştaki insanlarla görüşür, yüzleşir, el ele tutuşur, bir masa etrafında yemek yer ve aynı servisten çay isterseniz, işte o zaman birbirinizi daha iyi tanıma imkânı bulursunuz. Başkalarının sizi, kendi derinliklerinizle ve kendi kültür enginliklerinizle tanımaları da ancak bu sayede gerçekleşir. Ve yine ancak bu sayede günümüzün farklı kültür ve coğrafyalarda yaşayan insanları sizinle ilgili şartlanmışlık ve önyargılardan kurtulabilirler.

Populär i

Den här podcasten finns även i podcastlistor i dessa länder.