Kafamda Felsefe Var

Kafamda Felsefe Var

kafamdafelsefevar
Pays Turquie
Langue TR
Épisodes 26
Dernier 19.08.2026

Kafamda Felsefe Var, felsefi kavramları gündelik yaşamla ilişkilendirerek ele alan bir podcast. Her bölümde düşünce deneyleri, varoluşsal sorular ve felsefi tartışmalar sade bir dille sunuluyor. Dinleyicileri kendi inançlarını sorgulamaya ve dünyaya farklı açılardan bakmaya teşvik ediyor. Program, tutarsızlık kavramı üzerine düşündürücü bir bakış açısı geliştiriyor ve felsefeyi herkes için erişilebilir kılmayı amaçlıyor.

Épisodes

  • Schopenhauer: Öz Annesinin Bile Katlanamadığı Filozof 19.08.2026 13min
    Arthur Schopenhauer, felsefe tarihinin en karamsar, en sivri dilli ve en yalnız isimlerinden biriydi.İnsanlarla ilişkileri zordu. Çağdaşlarının önemli bir kısmını küçümsüyor, akademik felsefeye öfke duyuyor, evlilikten uzak duruyor ve kendi annesi Johanna Schopenhauer’la bile yıllarca süren sert çatışmalar yaşıyordu.Ama bütün bu huysuzluğun arkasında son derece güçlü bir felsefe vardı.Schopenhauer’a göre insanın temel problemi istemekti.Bir şeyi arzularız ve ona sahip olmadığımız sürece acı çekeriz. Elde ettiğimizde kısa bir süre rahatlarız. Ardından alışır, sıkılır ve yeni bir şey istemeye başlarız.Yani insan hayatı sürekli olarak acı ile can sıkıntısı arasında gidip gelir.Bu bölümde Schopenhauer’ın hayatını, annesiyle yaşadığı çalkantılı ilişkiyi, yalnızlığını ve onun meşhur “isteme” felsefesini konuşuyoruz.Neden arzularımız bizi mutlu etmek yerine sürekli yeni bir eksiklik yaratıyor?Aşk gerçekten romantik bir duygu mu, yoksa doğanın bizi kandırma yollarından biri mi?İnsan neden yalnızlığa ihtiyaç duyar?Ve Schopenhauer gerçekten yalnızca karamsar bir filozof muydu, yoksa insan doğası hakkında görmek istemediğimiz bazı şeyleri mi söylüyordu?Belki de Schopenhauer’ın en rahatsız edici fikri şu: Mutluluğun önündeki en büyük engel, sahip olmadıklarımız değil; sürekli başka bir şey istememizdir.
  • Machiavelli: Güç, İktidar ve İnsan Doğasının Karanlık Yüzü 19.08.2026 8min
    Niccolò Machiavelli, siyaset tarihinin en çok yanlış anlaşılan düşünürlerinden biri.Onun adı bugün hâlâ hile, çıkarcılık ve “amaç için her yol mubahtır” anlayışıyla birlikte anılıyor. Oysa Machiavelli’nin asıl meselesi, siyasetin nasıl olması gerektiğinden çok gerçekte nasıl işlediğini göstermeye çalışmaktı.Bu bölümde Prens üzerinden Machiavelli’nin güç, korku, sevgi, sadakat, liderlik ve insan doğası hakkındaki fikirlerini konuşuyoruz.Bir yönetici sevilmeli mi, yoksa korkulmalı mı?Ahlak ile siyasal başarı çatıştığında hangisi öne çıkar?İnsanlar gerçekten çıkarlarına göre mi hareket eder?Ve Machiavelli neden yüzyıllar sonra bile bu kadar rahatsız edici?Belki de Machiavelli’nin asıl tehlikesi, bize kötü olmayı öğretmesi değil; insanların ve iktidarın nasıl işlediğini fazla açık biçimde göstermesidir.
  • Homeros’un Odysseia’sı: Şan, Kibir ve Eve Dönüşün Felsefesi 19.08.2026 32min
    On yıl süren Troya Savaşı biter. Ama Odysseus için asıl yolculuk şimdi başlar.Homeros’un Odysseia destanı yalnızca canavarlar, tanrılar, sirenler ve denizlerde kaybolan bir kahramanın hikâyesi değildir. Aynı zamanda kibir, arzu, sadakat, kimlik, kader ve insanın eve dönme isteği üzerine yazılmış en eski ve en güçlü anlatılardan biridir.Bu bölümde Odysseus’un uzun yolculuğunu; Polyphemos’tan Kirke’ye, Sirenler’den Kalypso’ya kadar karşılaştığı sınavlar üzerinden ele alıyor ve şu soruların peşine düşüyoruz:İnsan neden bütün ihtişama rağmen eve dönmek ister?Odysseus gerçekten bir kahraman mı, yoksa kendi kibrinin kurbanı mı?Sirenlerin sesi bize bugün ne anlatıyor?Penelope’nin bekleyişi yalnızca sadakat mi?Ve belki de en önemlisi:Eve dönmek, bir yere dönmek midir; yoksa insanın yeniden kendisi olabilmesi midir?Homeros’un yaklaşık üç bin yıl önce anlattığı bu yolculuk, bugün hâlâ insanın arzuları ve sınırları hakkında şaşırtıcı derecede güncel şeyler söylüyor.
  • Spinoza: Tanrı Doğadır, Özgür İrade Bir Yanılsama mı? 19.08.2026 19min
    23 yaşında aforoz edilen Baruch Spinoza, Tanrı’yı evrenin dışında değil, doğanın kendisinde aradı: Deus sive Natura — Tanrı ya da Doğa.Bu bölümde Spinoza’nın Tanrı anlayışını, özgür irade eleştirisini, conatus kavramını, duygular felsefesini ve Einstein’ın neden Spinoza’nın Tanrısına yakınlık duyduğunu konuşuyoruz.İnsan gerçekten özgür mü, yoksa seçimlerimizin nedenlerini bilmediğimiz için mi kendimizi özgür sanıyoruz?
  • Einstein’ın İnandığı Spinoza’nın Tanrısı ve Huzur 06.06.2026 28min
    Ben Spinoza’nın Tanrısı’na inanıyorum; insanların yazgıları ve eylemleriyle ilgilenen bir Tanrı’ya değil, var olan her şeyin yasalarındaki harmonide kendini gösteren bir Tanrı’ya." — Albert EinsteinYüzyılın en büyük fizikçisi Albert Einstein, din ve Tanrı hakkındaki sorulara neden ısrarla 17. yüzyılın aforoz edilmiş filozofu Baruch Spinoza ile cevap veriyordu? Bu bölümde, NotebookLM’in katkılarıyla hazırladığımız 28 dakikalık derin bir yolculuğa çıkıyoruz.Bu bölümde neler bulacaksınız? Spinoza Kimdir? Kilise ve sinagog tarafından neden tehlikeli ilan edildi, neden aforoz edildi? Panteizm ve "Deus sive Natura": Tanrı ve Doğa aynı şey mi? Spinoza’nın geleneksel Tanrı algısını yıkan felsefesi. Einstein’ın Penceresi: Bir bilim insanı evrendeki determinizmi (nedenselliği) incelerken nasıl Spinoza ile buluştu? Kuantum mekaniğine karşı çıkışının arkasındaki Spinozacı felsefe neydi? Kader, Özgür İrade ve Kozmik Din Duygusu: Bizler evrenin neresindeyiz?Bilimin ışığı ile felsefenin derinliğinin buluştuğu bu bölüme kulak verin. Keyifli dinlemeler!
  • Denizin Ortasındaki İzolasyon: Kız Kulesi ve Varoluşsal Perspektif (Zeynep’in Sesinden) 04.05.2026 3min
    Şehrin gürültüsü kesildiğinde geriye ne kalır? Zeynep, Kız Kulesi’nin tarihsel yalnızlığını bir laboratuvar olarak kullanıyor. Ahmet Ümit’in satırları arasında dolaşırken, Heidegger’in "varoluşsal yalnızlık" kavramıyla tanışacak ve kendi iç sesinizi duymanın ne demek olduğunu keşfedeceksiniz.
  • Schopenhauer Kadınlar Hakkında Neden Bu Kadar Sertti? 24.02.2026 1min
    Schopenhauer denince akla irade, karamsarlık ve insan doğasına dair acımasız analizler gelir.Ama onun en çok tepki çeken metinlerinden biri, kadınlar hakkında yazdıklarıdır.Bu bölümde Schopenhauer’ın “On Women” (Über die Weiber) metnini inceliyoruz.Gerçekten kadın düşmanı mıydı?Yoksa biyolojik determinizm üzerinden insan doğasını mı çözmeye çalışıyordu?Kadınlara yönelik sert genellemelerinin arkasında ne var?Kişisel hayal kırıklıkları mı?19. yüzyılın toplumsal zihniyeti mi?Yoksa onun “irade” felsefesinin doğal bir sonucu mu?Bu bölümde: • Schopenhauer’ın kadınlara dair temel argümanlarını • Aşk ve üreme konusundaki biyolojik yaklaşımını • Günümüz perspektifinden eleştirileri • Ve bu düşüncelerin bugün neden hâlâ viral olduğunu konuşuyoruz.Hazırsan, Schopenhauer’ın en tartışmalı tarafına giriyoruz.
  • Sessizlik de Suç mudur? Kötülüğün Sorumluluğu Üzerine 24.02.2026 1min
    Bu bölümde kötülük problemini yalnızca metafizik bir mesele olarak değil, insanın özgürlüğü ve sorumluluğu bağlamında ele alıyoruz.Max Stirner’den Albert Camus’ye,Hannah Arendt’ten Fyodor Dostoyevski’ye uzanan bir hat üzerinden şu soruyu tartışıyoruz:Kötülük sadece yapanın mı sorumluluğudur?Yoksa susmak da bir tercihtir?Camus’nün başkaldırısı, Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramı ve Dostoyevski’nin adalet vurgusu, masumiyet fikrini sorgulamamıza neden oluyor.Bu bölümde ayrıca Mahmut Çalışkan’ınTanrı, Kötülük ve Başkaldırı – Varoluşçu Teodisenin İmkânıadlı eserinden ilhamla kötülüğün teolojik ve varoluşçu boyutunu ele alıyoruz.Gerçekten masum kalmak mümkün mü?Yoksa her susuş, bir taraf mı seçer?
  • 👉 Kötülüğü Sevmek: Augustinus’un Armut Ağacı İtirafı 24.02.2026 2min
    Genç Augustinus bir gece arkadaşlarıyla birlikte bir komşunun bahçesinden armut çalar.Ama aç değildir.Evinde daha iyileri vardır.Çaldıkları armutları da yemezler.Yıllar sonra bu olayı hatırlayıp şu cümleyi yazar:“Armutları değil, hırsızlığın kendisini sevdim.”Bu bölümde Augustinus’un İtiraflar eserindeki armut hikayesinden yola çıkarak kötülüğün doğasını tartışıyoruz.İnsan neden hiçbir çıkarı yokken yanlış yapar?Kuralı ihlal etmek neden bazen haz verir?Kötülük gerçekten bağımsız bir güç müdür, yoksa iyiliğin eksikliği mi?Augustinus’a göre kötülük, yanlış sevilen bir iyiliktir.Yani mesele armut değil; arzunun yönüdür.Bu bölümde insan doğası, irade, özgürlük ve ahlak üzerine derin bir analiz var.
  • Bile Bile Yanlış Yapmak: Augustinus ve Kötülüğün Doğası 24.02.2026
    Genç bir Augustinus bir gece arkadaşlarıyla birlikte bir komşunun bahçesinden armut çalar.Ama aç değildir.Evinde daha iyileri vardır.Çaldıklarını da yemezler.Yıllar sonra, İtiraflar adlı eserinde bu olayı anlatırken şu cümleyi yazar:“Kötülüğü, sırf kötü olduğu için istedim.”Bu bölümde Augustinus’un armut hikayesinden yola çıkarak kötülük problemini ele alıyoruz.İnsan neden hiçbir çıkarı yokken yanlış yapar?Kuralları ihlal etmek neden bazen haz verir?Kötülük gerçekten bağımsız bir güç müdür, yoksa iyiliğin eksikliği mi?Modern dünyada trafikte gereksiz riskler almak, sosyal medyada saldırganlaşmak ya da sadece yasak olduğu için bir şeyi yapmak…Bunların arkasında ne var?Bu bölümde insan doğası, özgürlük, irade ve ahlak üzerine derin bir tartışma var.
  • Deliler Gemisi: Delilik, İktidar ve İnsanlığın Rotasızlığı 23.02.2026 6min
    1494’te bir kitap yazıldı.Bir gemi vardı. İçinde “deliler” vardı. Ama rota yoktu.Sebastian Brant, Deliler Gemisi ile ahlaki çöküş içindeki insanlığı sembolik bir yolculuğa çıkardı.Hieronymus Bosch, aynı metaforu resmetti: Küçük bir tekne, amaçsız insanlar, ölçüsüzlük ve taşkınlık.Yüzyıllar sonra Michel Foucault, deliliğin tarihini yazdı ve şunu sordu:Delilik doğal bir durum mu, yoksa iktidarın tanımı mı?Arthur Schopenhauer ise dünyayı, tutkularının esiri olmuş insanların büyük bir yanılgı alanı olarak gördü.Bu bölümde şunu tartışıyoruz:Deliler gerçekten gemide mi?Yoksa geminin kendisi mi deliliğin ta kendisi?Modern toplum, normallik, iktidar, ahlak ve insanın kör iradesi üzerine 6–7 dakikalık yoğun bir düşünce yolculuğu.
  • Kamera Açıkken Yapılan Yardım Ahlak mıdır? | Kant & Baudrillard 06.02.2026 1min
    Bu bölümde, sosyal medyada kamera açıkken yapılan yardımları sorguluyoruz.Bir yardım eylemi, izlenmek için yapıldığında hâlâ ahlaki midir?Immanuel Kant’a göre ahlak, sonuçla değil;niyetle ilgilidir.Bir eylem, alkış için yapılıyorsa,ödev olmaktan çıkar, araca dönüşür.Bu noktada Jean Baudrillard devreye girer.Baudrillard’a göre modern dünyada eylemler değil,görüntüler dolaşımdadır.Yardım da artık bir ihtiyaçtan çok,paylaşılabilir bir simgeye dönüşür.Bu bölüm, şunu sorar:İyilik gerçekten başkası için mi yapılıyor,yoksa izleyici için mi?
  • Arı Kovanı Masalı: Ahlaksızlık Toplumu Ayakta Tutar mı? 06.02.2026 1min
    Bu bölümde, Bernard Mandeville’in Arı Kovanı Masalı üzerinden ahlak, çıkar ve toplum ilişkisini ele alıyoruz.Mandeville’e göre bir toplum, erdemle değil;bencillik, hırs ve çıkarla işler.Masalda arılar ahlaksızdır,ama kovan zengindir.Ne zaman ki erdemli olmaya karar verirler,ekonomi çöker, düzen dağılır.Bu anlatı, şu rahatsız edici soruyu ortaya koyar:Toplumu ayakta tutan şey gerçekten ahlak mı,yoksa bastırılmaya çalışılan kusurlarımız mı?Bu bölüm,“iyi insan” fikrini değil,işleyen toplum fikrini sorgular.
  • Yatak Odasında Felsefe: Ahlak Doğamıza Aykırı mı? 06.02.2026 2min
    Bu bölüm, Yatak Odasında Felsefe üzerinden ahlak, arzu ve doğa arasındaki gerilimi ele alıyor.Marquis de Sade’a göre ahlak, insanın doğasından değil;onu kontrol etme ihtiyacından doğar.Arzu bastırılır, beden denetlenir,itaat erdem olarak sunulur.Peki ama şu soru ortada kalır:Eğer insan doğanın bir parçasıysa,doğal arzular neden suç sayılır?Bu bölümde,ahlakın özgürlükle mi yoksa korkuyla mı kurulduğunu,beden üzerinden işleyen modern denetim biçimlerinive “ayıp” kültürünün neyi koruduğunu sorguluyoruz.Bu bir savunma değil.Bir davet de değil.Sadece rahatsız edici bir soruyla yüzleşme.
  • Cesur Yeni Dünya’dan Pluribus’a: Dayatılan Mutluluk 06.02.2026 3min
    Bu bölümde, Cesur Yeni Dünya ile Pluribus anlatısı yan yana geliyor.İki farklı kurgu, aynı sorunun etrafında dönüyor:Mutluluk gerçekten bir seçim mi, yoksa bir zorunluluk mu?Haz, konfor ve “iyi hissetme” fikri,bu dünyalarda bir hedef değil;toplumu düzenlemenin en etkili aracıdır.Acı bastırılır, sorgulama gereksizleşir,birey uyumlu hâle gelir.Ama bu uyumun bedeli vardır:özgürlük, anlam ve hakiki insan deneyimi.Bu bölüm,mutluluğun bir erdem miyoksa modern bir kontrol mekanizması mı olduğunu sorguluyor.
  • Dünya Bir Tımarhane midir? | Deliler Gemisi ve Sebastian Brant 06.02.2026 1min
    Eğer bir kişi bu şekilde davransaydı ona “deli” derdik;ama herkes böyle davrandığı için buna “toplum” diyoruz.Bu bölüm, Sebastian Brant’ın Deliler Gemisi alegorisiyle açılır.Brant’a göre delilik, aklını yitirmek değil;hırsın, kibrin ve ahlaki körlüğün peşinden gitmektir.
  • Einstein’a meydan okuyan filozof : Bergson ve zamanın sırrı! 11.01.2026 4min
    Çocukken zaman sonsuz gibiydi…Ama büyüdükçe yıllar göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor.Peki neden?Bu soruya tarihte Einstein’a bile meydan okuyan filozof Henri Bergson yanıt veriyor.Ona göre zaman, saatlerin tik taklarında değil… bilincimizin derinliklerinde, yaşadığımız anların akışında gizli.Bergson’un ‘süre (durée)’ kavramı, zamanı üç parçaya ayırmaz.Geçmiş, gelecek ve şimdi aslında birbirinden kopuk değil—tam tersine hepsi iç içe akar.👉 Peki senin için zaman en çok ne zaman hızlanıyor?Yorumlarda buluşalım.
  • Nietzsche: “Kadınlara mı gidiyorsun? Kırbacını unutma” 11.01.2026 5min
    Tutkunun gölgesinde bir savaş: aşkın gerçek yüzünü keşfetmeye hazır mısınız? Nietzsche’nin ünlü öğüdü “Kadınlara mı gidiyorsun, kırbacını unutma!” ile başlayan bu podcastte ilişkilerin nasıl bir güç dengesi üzerine kurulu olduğunu öğreneceksiniz. 👀🔍🔔 Abone olun ve bildirimleri açmayı unutmayın, çünkü her hafta felsefenin en sarsıcı tespitlerini birlikte keşfediyoruz!👍 Beğendiyseniz “👍” ile destekleyin, yorumlarda kendi aşk stratejinizi paylaşın!
  • Diyojen kadın peşinde koşan erkekler için ne derdi? 11.01.2026 12min
    Kadınların peşinden koşmak mı?Aşka düşüp kendini kaybetmek mi?Diyojen’in çağlar öncesinden bugüne uzanan sözleri, bugün sosyal medyada arzularının peşinden koşan, ilişki için kendini parçalayan insanlara adeta tokat gibi...Diyojen bugün yaşasaydı kadınlar hakkında ne derdi?Arzularına esir olan erkeklere nasıl seslenirdi?Gerçek özgürlük nedir?
  • Spinoza : Özgürlük sandığın şey bir yanılsama 11.01.2026 2min
    Baruch Spinoza, Etika adlı eserinde insanın en büyük yanılgısını açıkça söyler:“İnsanlar özgür olduklarını düşünürler;çünkü davranışlarının nedenlerini bilmezler.”(Etika, II. Bölüm)Spinoza’ya göre özgürlük,istediğini seçmek değil;zorunluluğu akıl yoluyla kavramaktır.İyi ve kötü doğada yoktur.İyi, var olma gücünü artırandır.Kötü, bu güce engel olandır.Duygular kusur değil,anlaşılması gereken zorunlu hallerdir.Etika, “nasıl mutlu olurum?” diye sormaz.“Nasıl daha az sürüklenirim?” diye sorar.

Populaire dans

Ce podcast figure aussi dans les classements de podcasts de ces pays.