Sıfır Sayı
Yenal Bilgici
0
Hikâyeler, yollar, tesadüfler, karşılaşmalar... Bugünün kitaplığı, bizi kuran metinler, yolları çatallanan bahçeler, eski usuller, tuhaf zamanlar, ay sarayları, insanlar, insanlar, insanlar...
Episodi
-
Seni Bana Katsam, Biraz Karıştırsam... 18.09.2026 27minTek devlet, tek millet derken bir de tek kitap mı… Yapay zekâ tüm kitapları yutunca ortaya çıkan kitap nasıl olacak? Yapay zekânın kitapları yutar gibi okuduğu Panama Projesi’ni konuştuğumuz geçen bölümden sonra, bu bir devam bölümü. Borges’in kütüphanesi gibi bir kütüphane hayali ama labirentler yok, dehlizler yok. Onun yerine tek bir kuyu var. Orada da işte o tek kitap var. -
O Son Kitabı Yok Etmeyecektik 09.09.2026 29minHollanda Denizaşırı Topraklarındaki Manyok Ununun Kantitatif Değerlendirmesi…New York Küçük Alacaklar Mahkemesinde Nasıl Kazanılır?Ya da İspanya iç savaşı, Yeni Zelanda tarlaları ve aklınıza ne gelirse.Yapay zekâ şirketleri, dil modeli yavrularına yedirmek için dünyanın dört tarafındaki sahaflardan yüz binlerce kitap sipariş ediyor, paralarını sorgusuz sualsiz ödüyor ve sonunda bu kitapları ‘giyotinle’ imha ediyorlar. Bunlardan en bilineni Panama Project.Bu efektif okuma biçimi neyi çağrıştırıyor ve yok etmeden neden olmuyor olamıyor? Bugünün dünyasının anahtarlarından biri tam da bu. İki bölümlük ‘kitap okuyup imha etme günlerinin’ ilk bölümündeyiz. -
Sayfa Sayfa Direniş 19.08.2026 24minKitapçılar birbiri ardına kapanınca ne olur? Kitap satın almak isteyen yallah Amazon'a mı? Fransa bu işi nasıl çözdü?Her bir kitapçının kapanması, medeniyet kaybını hızlandırıyor. Ciddi mesele. Bana göre, "internetten alırım ne var yani" demekle de çözülmeyecek mesele. Bu bölümde bağımsız kitapçıların elinde avucunda ne kaldığından bahsediyorum. Ya bizim elimizde ne kaldı? -
Kuşlar İçin Ağaçlara Konma Kılavuzu 30.06.2026 14minRomanım çıktı. Hayatta en çok bu kitap için çalıştım ve sonunda bitti. ‘Kuşlar İçin Ağaçlara Konma Kılavuzu’ ilk romanım. Doğan Kitap'tan. Üzerimden bir yük kalktı… Bu başka bir his. Pür bir özgürlük hissi. Bu bölümde ne yazdığımdan değil, bir şey yazmanın bana ne hissettirdiğinden bahsediyorum. Bunun ne kadar tatmin edici bir his olduğundan… Biraz bencil bir bölüm. Saf ve sersem romancı bölümü… -
Eski Türkiye'de Aşk ve Cinsellik (Konuk: Begüm Soydemir) 08.05.2026 1hSınav zamanı…Aşk kulak küçültür mü? Uçsuz kime denir?Bir zamanlar elektrik almak mı, elektrikle çalışmak mı revaçtaydı?İlk Güzin Ablamız kimdi?Sevgili arkadaşım, çalışkan gazeteci, ‘one and only’ Begüm Soydemir’in ‘Eski ‘Türkiye’de Aşk ve Cinsi Münasebetler’ isimli canlı arşiv gösterisine hep katılmak istiyordum; bir versiyonunu podcast’e taşıdık; çok da güzel oldu. Biz aşktan bahsediyoruz ama Begüm'ün Eski Türkiye'de serisi farklı temalar da içeriyor, hepsi de çok zengin. "Bir zamanlar fırtınalar estirirdik" demek için kulak kesilin, takip edin. -
Neyiz ve Nerelerdeyiz? (Konuk: Ayça Örer) 01.05.2026 1h 11minNeyiz ve Nerelerdeyiz? Çalışıyoruz ama çalıştığımızdan ne anlıyoruz? Yaşıyoruz ama yaşadığımızdan ne anlıyoruz? Neyiz ve nerelerdeyiz? Gazeteci Ayça Örer, son iki yıldır işçi, beyaz yakalı, emekli, genç, doktor, kurye, öğretmen, ebeveyn, orta sınıf, dar gelirli; toplumun her kesimiyle konuştu, cevaplar aradı. Bu bölümde ben de ona soruyorum: Türkiye’de anlatılan kimin hikâyesi?Bonus: Ayça Örer’den ‘40 yaşından önce 40 kitap’ önerileri…Bu yayınla beraber, Sıfır Sayı’da ‘Neyiz ve Nerelerdeyiz?’ alt başlığı da başlıyor. Memlekette toplumun nabzını tutanlar ve nabzı bilenlerle hâl ve gidişi konuşacağım. -
Ne Yazılıyor? Ne Okunuyor? (Konuk: Banu Yıldıran Genç) 22.04.2026 1h 16minDünya edebiyatında kim, ne yazıyor; kimler ne okuyor? Ya biz ne yazıp okuyoruz? Hangi temalar sivriliyor? Neler yazılmıyor, neden yazılmıyor? 40’ınıza kadar hangi kitapları okumalısınız?Sıfır Sayı'da yazar Banu Yıldıran Genç anlatıyor. Çok kitaplı, çok yazarlı, çok okumalı bir bölüm.... -
Şeylerin Ruhu 15.04.2026 24minEşyanın ruhu var mı? Sırtınıza takıp yıllarca dağ bayır dolaştığınız çantanın bir ruhu var mı mesela? Ya da o çok sevdiğiniz hep kullandığınız, size daha iyi şeyler yazdırdığını düşündüğünüz dolmakalemin? Yok tabii de onlarda sizin ruhunuzdan, sizin tecrübelerinizden izler de mi yok? Nedir onları bu kadar özel kılan? Farklı kılan… Bu bölüm dünyanın bir ucunda dağ başında bir dolabın içinde bırakılan bir sırt çantasıyla başlıyor, bir başka çantayla bitiyor. Arada eski bir parapsikolojik anlatı, bir çok güzel makale ve nereye gittiğini asla bilemediğimiz o çorap teklerine ait özel bir dünya var… -
Bir Tsundoku Sensei’nin İtirafları 08.04.2026 32minKitap kolisi ayıklamaktan yine darmadağın olduğum bugünlerin yayını… Tsundoku dediğin origami gibi bir sanat mıdır? Yoksa düz istifçilik midir?Tsundoku sensei kime denir?Antikütüphanede hangi kitaplar bulunur? Ya da oralara hangi kitaplar yığılır?Etrafına kitaplar istiflemekten geri durmayan gönüldaşlarım, yalnız değilsiniz. Bu hepimizin bölümü… -
Türkiye'de Ne Okunur, Ne İzlenir? 28.03.2026 38minBu bir dertleşme bölümü. Bu ülkede şu okunur, bu dinlenir diyenlere inanmayın. İyi olan, dolu olan okunur, izlenir, dinlenir. Dikkat eşiği palavrasına da kanmayın. Dikkatten önemli şeyler var; hep vardı, yarın da olacak. Güven, bağlam, anlam… Bir işte bu üçü varsa, uzun süre okunur, dinlenir, izlenir. -
Ara Bölüm - Yatar Bursa (ve Çorum) Kalesinde... 10.03.2026 11minBu bölüm farklı bir bölüm. Bir ara bölüm. Edebiyatımızın iki devi Kemal Tahir ve Nâzım Hikmet'in hapishaneden hapishaneye mektuplaşmalarından bölümler... Bursa'dan Çorum'a bir dayanışma hattı. Bugün yargılananlara, içerde tutulan siyasilere, düşünürlere selamla... -
Neden Bir Odada Sessizce Oturamıyoruz? 04.03.2026 24minFransız düşünür ve bilgin Blaise Pascal şöyle demiş: “İnsanın tüm mutsuzluğu tek başına sessizce bir odada oturaramamaktan kaynaklanır.” Bunu bir de daha 17’nci yüzyılda demiş. Pascal acaba bize “iki dakika dur, kendini dinle” mi diyor yoksa daha derin bir meseleye mi işaret ediyor? Pascal’ın bugünkü anlamıyla dikkat bozukluğuyla bir bağlantısı var mı?Hayır, biraz daha farklı. Blaise Pascal’ın ‘Düşünceler’ kitabının izinde bir ‘oyalanma’ bölümü bu… ‘Neden oyalanırız’ bölümü… -
Hangi Kurgu-Dışı Kitaplar Türkiye'yi Değiştirdi? (Türkiye’yi Değiştiren Kitaplar-II) 25.02.2026 1h 12min‘Türkiye’yi değiştiren kitaplar’ bahsinde geçen bölümde edebi eserler yer alıyordu. Sıra bu defa kurgu-dışı kitapların. Anıların, araştırmaların, toplumsal tahlillerin, hatta eğitim kitaplarının… Devrimci potansiyeli olan kitaplar, öğretmen kimliğine sahip kitaplar, mücadelenin, savaşın ve aşkın kitapları… Memleketi değiştiren ve değişimi temsil eden kitaplar… -
Türkiye'yi Değiştiren Kitaplar 16.12.2025 37min"Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti", edebiyatımızın en bilinen cümlesi... Çok da isabetli bir cümle. Sadece bireysel değişim değil. Öyle kitaplar okuduk ki hayatımız, hayallerimiz, dünyaya bakışımız değişti. Bu kitaplar bizi toplum olarak da değiştirdi. Bu bölümde, en güzel serüvenimizin, edebiyatımızın en devrimci hallerini konuşuyoruz. -
Anne Biz Elit miyiz? (Seçkinliğin Yedi İşareti) 03.12.2025 32minBu bölümde toplumun en ayrıcalıklı mevkilerinin sahiplerinin oralara nasıl ulaştıklarına ve bunun başkaları için de mümkün olup olmadığına bakıyorum. Rehberimiz Hollanda'da 2022 yılında yayımlanmış olan, gazeteci Joris Luyendijk'ın kaleme aldığu Zeven Winkjes (Yedi Onay İşareti) isimli kitap. Nedir bu yedi işaret ve nelere yol açıyor? Kimler içeride kalıyor, kimler dışarıda kalıyor ve bu sistem bizlere dair ne söylüyor? Cevapları bu bölümde. -
Dünyaya Bir Kez Bakarız, Çocuklukta 07.11.2025 30minÇocukluk, her birimizin anayurdu. Memleketimizden de öte, dilimizden de öte bir memleket…Çocukluk, birinci yurdumuz. Bence çocukluğa dair iki büyük anlatı var. Biri zaman, biri mekân. İkisi de hayatı sonradan çok belirliyor. Sıfır Sayı’nın bu bölümünde çocukluk mekânlarına giriyoruz. Rehberimiz Der Spiegel dergisinin yaptığı özel ‘çocukluk’ sayısı… Uzun bir yolculuk olacak... -
Canım Armando, Canım Dolores, Louvre'u Soyanlar ve Soyulan Halklar 31.10.2025 27minİki soygun… Biri Paris’te, biri Madrid’de. İkisi de ekim ayında. Biri tüm dünyanın gözü önünde, otoritelerinin gözünün içine baka baka Louvre Müzesi’nin gündüz gözüyle soyulması... Diğeri, bir Picasso eserinin yine gündüz gözüyle ortadan kaybolması. Benim esas derdim bu Picasso işiyle. Çünkü onun bir soygun olmadığı kısa sürede ortaya çıktı. Bilakis, Peru göçmeni kapıcı bir çift, 69 yaşındaki Dolores ve 71 yaşındaki Armando birileri paketini unuttu diye paketlenmiş Picasso’yu saklamışlardı. Şimdi günlerdir adlarını temize çıkarmaya çalışıyorlar. Bu bölümde size Dolores ve Armando’nun hikâyesini anlatıyorum. Bir de soru: Bizler Louvre soygununa neden üzülmedik? Bence bu soru dünyanın hal ve gidişi hakkında epey cevap barındırıyor. -
'O Bir Radikal'e Çeyrek Kala Hikâyesi 16.10.2025 38minBenim arkadaşlarımın en büyük ortak kümesi Radikal Gazetesi. Onlar da yine bir Radikal buluşmasında bir araya gelince sosyal medyam sadece tek konu üzerinden akmaya başladı. Radikal'de çalışan hemen herkesle arkadaşsam, benim de orada çalışmış olmam gerekmez miydi? Denemedim değil. Bugün anlatacağım benim hikâyem. Radikal olamama hikâyesi. Yüksek başlıyor azalarak bitiyor. O güzel Radikal'in hikâyesi gibi biraz da... -
Güzellik ve bilgiyle direniş 10.10.2025 22minSadece şafak söktükten sonra 90 dakika... Sadece belli bir açıdan bakınca...12 bin yıllık gizli kervan ancak böyle görülebiliyor. Arabistan çöllerinde tesadüfen bulunan kaya resimlerinden Satürn'ün uydusunda sonda yapan bir uzay aracına, insanın bilgi ve estetikle devam eden yolculuğu ne tür bir direnişin göstergesidir?Sıfır Sayı'nın 22. bölümünde İspanyol yazar Antonio Muñoz Molina'nın El Pais için kaleme almış olduğu bir köşe yazısından hareket edip ressam Vermeer'e, mikrobiyolog Van Leeuwenhook'a, Çetin Altan'a, Jules Verne'e, karşılaşmalara ve direniş biçimlerine doğru yola çıkıyorum. Molina'nın mesajının altını çiziyorum: "Güzellik ve bilgi, giderek tek bir direniş biçimine dönüşecek."El Pais’te Antonio Muñoz Molina’nın yazısı New York Times’ın kaya resimleri keşfi yazısı -
Oyalanmanın Bilimi ve Sanatı 02.10.2025 21minHamur yoğurmak istemeyen beş gün un elermiş. Bu Yunan atasözü bizleri fevkaledenin fevkinde anlatıyor. Oyalanmak, ertelemek, geciktirmek konusunda birçoğumuzun başyapıt derecesinde eserleri var. Aramızda oyalanmayı sanata dönüştürenler; bir iş ertelerken beş sezonluk dizi bitirenler var. Bir de bu işin bilimini yapanlar var. Stanford Üniversitesi'nden felsefe profesörü John Kerry, 'yapılandırılmış oyalanma' düşüncesiyle bilim dünyasında epey takdir gördü. Bu bölümde bu işin nedenini nasılını anlatmakla kalmıyor kendi naçiz taktiklerimi de sizlerle paylaşıyorum. Oyalanmadan başlayalım.
Popolare in
Questo podcast compare anche nelle classifiche dei podcast di questi paesi.